29 Nisan 2015 Çarşamba

Yazarlar #3 | John Green


Belki artık biraz klişe kaçacak ama ben bu adam ne yazsa okurum. Mizacını çok seviyorum. Ben de sanırım bir çoğunuz gibi Aynı Yıldızın Altında'yla tanıdım bu harika insanı ve sonrasında diğer kitaplarına kaptırdım gittim kendimi. (İlk Aşk'ı okumadığım gerçeği de var bir de.) Neyse, 24 Ağustos 1977 doğumlu olan John Green yazarlık kariyerine Alaska’nın Peşinde romanı ile hızlı bir giriş yaptı. Ardından bir çok romana imza atan ünlü yazar ilk kitabının başarısını bir türlü yakalayamadı. 2012 yılında yayınladığı Aynı Yıldızın Altında romanı ile ise kariyerinin en büyük çıkışını yaptı. 2014 yılında beyaz perdeye uyarlanan roman uzun süre en çok satanlar listesindeki yerini korudu. 

28 Nisan 2015 Salı

Yazarlar #2 | Agatha Christie


Benim için ilelebet yeri apayrı kalacak bir yazar Agatha Christie. Bu yazımda da polisiye roman denince akla gelen ilk isim olan polisiyenin kraliçesi Agatha Christie'nin hayatını, görüşlerini, yazarlık macerasını elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. 

26 Nisan 2015 Pazar

Yakut Kırmızı | Kitap + Film Yorumu

Herkese merhaba. :)
Bu harika kitapta bitti ama valla ben ne ara bitti nasıl bitti anlamadım. Çok güzeldi. Hatta fazla güzeldi. Hatta güzelden öte tatlıydı. Evet kitap tatlıydı. -,-  Neyse konuyu saptırmadan asıl konumuza yani yorumuma dönüyorum. Gwendolyn sıradan bir onuncu sınıf öğrencisiyken ailesinin sırrını öğrenir. O bir zaman yolcusudur. Yani zaman yolcusu geni taşımaktadır ancak bu genin aslında kuzeninin taşıdığı düşünülmektedir ancak beklenenin aksine zamanda Gwendolyn sıçrama yapar. Gideon ise erkeklerin zaman yolcusudur. Onun o alaycılığı ve yeşil gözleri yok mu , beni benden aldı. Arada sırada öküzlüğü tutuyordu ama o hallerini de çok sevdim. Ayrıca keman çalıyor ve keman çalan kişileri severim. Neyse. 

25 Nisan 2015 Cumartesi

Göçebe | Film + Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Göçebe'de kalınlığıyla ters orantılı olarak bir çırpıda bitti. Okumayı uzun zamandır istediğim bir kitaptı , sınavlarda bitince hemen başladım ve ne olduğunu anlamadan bir baktım ki kitap bitmiş. Alacakaranlık Serisi'nin yazarından olduğu için kitaba başlamadan önce hafif bir ön yargım da vardı açıkçası. Yani Alacakaranlık ilk rövaştayken ben de sıkı fanıydım ama şu an utanç verici geliyor. Neyse bu konuyu kapatalım. -,-  Konusuna değinirsem; uzayda değişik gezegenlerde barışı sağlamak amacıyla ruhlar , bedenleri ele geçiriyor. Şimdiki duraklarıysa: Dünya. 

21 Nisan 2015 Salı

Efsane - Kitap Yorumu

 
Herkese merhaba. :)

Efsane bitti. Belki artık biraz klişe kaçacak ama aynı ismi gibi efsane bir kitaptı. Gerçekten çok beğendim. Kurgusu adeta insanı içine çekiveriyor. Ayrıca diğer distopyalara kurgu itibariyle de benzemiyordu. Yani özgün olmasını da ayrıca çok sevdim. Neyse kısaca konudan bahsedecek olursam ; 10 yaşına gelen
her çocuk bir deneme sınavına tabi tutuluyor ve bu sınavı geçen çocukların , aldıkları puanlara göre eğitim seviyelerinde değişiklikler oluyor. Kötü puan alanlarsa kötü durumda yaşamaya devam ediyor çünkü genelde fakir ailelerin çocukları sınavı geçemiyor.

19 Nisan 2015 Pazar

İzmir Kitap Fuarı Macerası | Kitap Alışverişi #2

Herkese Merhaba. :) Nasılsınız ? Valla  ben bomba  gibiyim. Saydığım günler bitti ve sonunda kitap fuarı günü geldi çattı. Aslında fuar dün açıldı ve ben hem dün hem bugün gittim ve resmen fuarı yağmaladım. Sanırım artık uzun bir süre kitap alışverişi yapamayacağım. Ama neyse , çok güzel ve istediğim kitapları aldım. Bu arada ben direk konuya girdim ama İzmir Kitap Fuarı'ndan bahsediyorum. 26 Nisan' a kadar açık bu arada. Bazı yayınevlerinin

17 Nisan 2015 Cuma

Meleğin Düşüşü | Kitap Yorumu

Herkese Merhaba. :)
Bu kadar harika bir kitabı okumayı ertelediğim için kendime kızıyorum. Bu kitabı duyduğum olumlu yorumlardan sonra almıştım ama kapağının iticiliğinden dolayı (bendeki kapak ilk basımdan olduğundan sırtı yaralı bir melek var) bir türlü okumak içimden gelmemişti ki artık yeni kapağı, eski kapağından katbekat güzel. Neyse işte dediğim gibi kitapları kapaklarına göre yargılamamak lazımmış bunu bu kitapla çok iyi öğrendim.

12 Nisan 2015 Pazar

Gündüz Ölüsü | Kitap Yorumu



Gündüz Ölüsü de bitti. Sınav haftasında kafamı dağıtmak için ideal bir kitaptı. Anlatımı falan akıcı olduğundan okuması da kolaydı ve okurken keyif aldım. Tek sevmediğim şey anlamdaki tutarsızlıktı. Önce bir konuya değineyim sonra o tutarsızlığı da açıklayacağım. Sookie Stackhouse kendi halinde (ki insanların düşüncelerini okumasını saymazsak) bir garson kızken vampirlerle tanışmak ister. Bir gün bu isteği gerçekleşir ve çalıştığı bara ya da kafeye (tam olarak tanımlayamıyorum) bir vampir gelir.

11 Nisan 2015 Cumartesi

Vampir Akademisi | Kitap Yorumu

Herkese merhaba. :)
Aslında vampir kitaplarına 'artık' genel olarak nedenini bilmediğim bir şekilde ön yargım var. Ama her şeye rağmen bütün ön yargılarımdan arınıp Vampir Akademisi'ni okumadan önce aldığım yorumlar doğrultusunda hevesle okudum. İyiki de okumuşum diyorum çünkü kurgu normal vampir kitaplarında işlenenlerin aksine farklı ve ilgi çekiciydi. 
Rosa bir dampir yani yarı insan ve yarı vampir. Ayrıca bir gardiyan yani bir Moroi'yi koruması gerekiyor ve onun koruduğu Moroi en yakın arkadaşı Lissa. Lissa'yla aralarında dostluktan öte bir bağ var ve Rosa , Lissa'nın düşüncelerini okuyabiliyor. Aslında buna tam olarak düşüncelerini okumak da denemez.Yani Lissa'nın beninin içine girip ne düşündüğünü anlıyor diyebilirim sanırım. Lissa ve Rosa'nın dostluğunu çok sevdim. Strigoi'ler kötü vampirler. Kızlar Strigoi'lerin onları bulmaması için St. Vladimir Akademisinden kaçıyorlar. Taki 2 yıl sonra  Gardiyan Dimitri ve ekibi onları yakalayıp Akademiye geri götürünceye kadar. Kitabın sonunda şaşırmıştım ama neden şaşırdığımı söylemeyeceğim. Okun ve öğrenin. :P

10 Nisan 2015 Cuma

Hobbit | Kitap Yorumu



Hobbit biteli 1 hafta falan oluyor aslında ama okul, sınav, proje falan derken yorumunu girmeye anca fırsat buluyorum. Hobbit'i bilmeyeniniz yoktur sanırım. En azından filmlerini izlemişsinizdir veya biliyorsunuzdur. Filmlerini de zaten genel olarak çok beğeniyordum. Kitabı da doğal olarak çok güzeldi. Zaten söz konusu Tolkien olunca pek fazla söze gerek yok sanırım. Kitabı her şeyiyle çok güzel, tatlı ve fazla okunasıydı. Evet saçma bir tanımlama oldu sanırım ama kitap hakkındaki düşüncelerim en basitiyle böyle tanımlanabilir. 

Ben Kimim?


Herkese merhaba.:)
 Bloğumun ismi aklıma sadece bir tomar kağıtla geldi biliyor musunuz? Hepimiz hayatımız boyunca iyi kötü pek çok olay yaşarız. Yeri geldiğinde ezilir büzülürüz, yeri geldiğinde yanıp kül oluruz. Bazense rengarenk güzellikler saçarız etrafımıza. Tıpkı bir kağıt gibi. Aslında amacım bu kadar edebi bir giriş yapmak değildi ama ne olduğunu anlamadan indik derine bir kere işte. Ayrıca bloğumun isminde John Green'in Kağıttan Kentler isimli kitabını okurken blog açma fikrinin aklıma gelmiş olması da etkili olabilir tabi. Bir de bütün bu faso fisonun yanında kitap , dizi, film ve daha nicelerinin yorumunu bu blogda bulabilir ve benimle dilediğinizce gevezelik yapabilirsiniz ^-^

Onun dışında az buçuk kendimden bahsedeyim o zaman. Peki kim bu İlkay? 
Kendini bildi bileli kitaplara tutkun, 
Küçüklüğünde kah peri olduğunun açıklanmasını beklemiş, 
Kah Hogwarts kabul mektubunun yolunu gözlemiş, 
Şimdilerdeyse Hogwarts mektubunun talihsiz bir olaya kurban gittiğini düşünen, 
Garfield'ı idol bellemiş, uykucu
Böyle acayip, kendi halinde bir kız.