28 Ağustos 2016 Pazar

Leon Sevginin Gücü | Film Yorumu #18

Herkese merhaba.:)
Bildiğiniz üzere kendime tatilin başında uzunca bir film listesi hazırlamıştım. Aslında tatil planlarım göz önüne alındığında yolunda giden tek şey de bu oldu diyebilirim. -,-  Elimden geldiğince bu listeyi tamamladım gibi. 'Leon The Professional' ya da ülkemizde bilinen adıyla 'Leon Sevginin Gücü' listemin başını çeken filmlerden biriydi. Ama nedense izlemeye bir türlü fırsatımın olmadığı veya çeşitli nedenlerle izlemeyi ertelediğim bir filmdi de aynı zamanda. Ama filme ilk sahnesinden itibaren saplandım kaldım. İzlediğim en iyi filmlerden biriydi şüphesiz. Zaten herkesin onayını almış kült bir filmden bahsediyoruz. Film 1994 yapımı olmasına rağmen, bu durum izlerken hiçbir rahatsızlık vermiyor. Bu yılda da ne var anlamadım gitti arkadaş. Önce Forrest Gump, sonra Esaretin Bedeli, Şimdi de Leon Sevginin Gücü. Üçü de aynı yılın izleyiciye sunduğu kült filmlerden. Bu yıldan daha neler çıkacak bakalım?



Film tek kelimeyle harikaydı. Oyunculuklar deseniz, zaten muazzam. Özellikle Natalie Portman'ın henüz 11 yaşındayken, (tam emin değilim ama o civarda) bu kadar ağır bir yükün altından, böyle etkileyici bir oyunculukla kalmasına hayran kaldım. Jean Reno'nun büründüğü gizemli hava da işin içine girince ortaya efsane bir film çıkmış tabi ki. Ana karakterimiz Leon, profesyonel bir kiralık katildir. Bütün hayatı kurallar ve monotonluk üzerine kuruludur. Taki yan komşusu Mathilda'yla hayatları kesişene kadar. Mathilda daha 12 yaşında olmasına rağmen büyümek zorunda kalmış bir çocuktur. Ailesinden bilhassa babasından göremediği sevgiyi, Leon'dan görüyor filmin ilerleyen dakikalarında. Tabi hala çocuk olmasının da etkisiyle bu durumu 'aşk' olarak tabir ediyor. Gördüğüm bazı yorumlarda bu durum gerek eleştirilmiş gerek 'desteklenmiş.' Bunu cidden anlayamıyorum. Ortada olan tek şey masumane bir sevgiydi bana göre. Leon, Mathilda'yı bir baba gibi sevdi ve korudu. Mathilda'ysa  her çocuğun ihtiyacı olan tek şeyi , yani saf sevgiyi Leon'da buldu. Ama bunu yanlış yorumladı. Ve bu ikili sağolsun benim gözlerimi doldurmayı başardılar. -,-  Filmde anlam veremediğim ama hoşuma giden bir diğer noktaysa, süt mevzusuydu. Bu konuda biri beni aydınlatırsa cidden sevineceğim. Hayır süt içmeleri cidden çok şirin ve güzeldi ( ayrıca sağlıklı -,-) ama bir kiralık katil neden neredeyse her boş anında süt içsin ki? Yani neden süt? Neden kahve veya çay değil? Neden yani? Anlamadım ama sevdim o kısımları da.




Filmin özellikle son sahnesi bence kesinlikle efsaneydi. Film boyunca hiç sıkılmadan, ilgiyle bu ikiliyi izledim. Tekrar tekrar izlesem de bıkmayacağımı düşündüğüm filmlerden biri haline geldi ayrıca. Siz de yeni film arayışındaysanız, en azından filme bir göz atın derim. Şimdilik hoşçakalın. Güzel günler. :)














8 yorum:

  1. En sevdiğim filmlerden biridir. Hatta odamda Mathilda'nın bir posteri var :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de favori filmlerim arasında yerini aldı bile.:)

      Sil
  2. Bence süt ironik olmanın yanında masumiyete, çocukluğa, belki ebeveynliğe bir gönderme :)) Sevdiğim bir filmdi, tekrar mı izlesem diye düşündüm :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında öylesi çok daha mantıklı. Zaman bulabilsem ben de bir kez daha izleyeceğim de işte, heyhat -,- Aman neyse, izlersen şimdiden iyi seyirler :D

      Sil
  3. Benim de çok sevdiğim bir filmdir :) Süt konusunda belki de "Kiralık katillerin de zaafları vardır." sözünü desteklemek istemişlerdir belki de :) Ve final bence de çok iyiydi ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da güzel bir tahmin aslında :) Finalde biraz gözlerim dolmuş olabilir :')

      Sil
  4. Seyrettiğim her seferde ağlamayacağım bu defa deyip gözyaşlarıma hakim olamadığım iki filmden biridir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğeri ne ki acaba? Merak ettim şimdi ^^ Leon benim de gözlerimi dolduran bir film :')

      Sil