31 Ekim 2016 Pazartesi

Favoriler | Ekim 2016


Herkese merhaba. Bir favoriler yazısını daha yazma vakti geldi çattı. Günler  sizce de çok çabuk geçmiyor mu ama?  Sanki daha dün Eylül favorilerini yazmak için klavye başına geçmiştim. İlginç gerçekten. Bu ay okul koşuşturması nedeniyle 'yine' çok verimli geçmese de, en azından okuma anlamında geçen aydan daha iyi bir sonuç çıkartmışım. Bu da büyük bir başarı diyelim. 

30 Ekim 2016 Pazar

En Sevdiğim 10 Yazar


Herkese merhaba. Aslına bakarsanız, 'Cumartesi İlk Beş' başlıklı köşemde 'favori yazarlarım' konulu bir yazı yazmak uzun zamandır aklımda olan bir fikirdi. Ama ne yapıp ne ettiysem de bu sayıyı beşe düşüremedim. Baktım ki, yazıma bonuslar eklesem de bu yazının sonu gelmeyecek, ben de bu konuda ayrı bir yazı yazma kararı aldım. Böylece hevesim yatışır belki. Şunu baştan söyleyeyim ki, bu liste için herhangi bir sıralama yapmadım. Zaten farkettim ki, bu zamana kadar pek çok başarılı yazarın kalemiyle tanışma şansına sahip olmuşum. O yüzden benim için oluşturması zorlayıcı bir liste oldu. Neyse hadi başlayalım bakalım.

29 Ekim 2016 Cumartesi

Ekşi Elmalar | Film Yorumu #20


Herkese merhaba. :)
Bu ay film izlemeye hiç vakit bulamamıştım. Ama bugün arkadaşlarla Ekşi Elmalar filmine gittik. Aslında sinemaya bu film için özel olarak gitmemiştik ama hazır yeni vizyona girmişken filmi izleyelim dedik. Aslında bu aralar dram filmleri izlemeyi istemiyordum. Çünkü zaten ruh halim aşırı hassas durumda bu aralar ama Ekşi Elmalar'ı cidden çok severek izledim. Gerek efektleri, gerek oyuncu seçimleriyle gayet başarılı bir film olmuş. Ama bütün bunlara birazdan değineceğim zaten. İyisi mi her şeyden önce filmimizin konusundan biraz bahsetmek.

Cumartesi İlk Beş #15 | Kışı Çağrıştıran Kitaplar


Herkese merhaba. Havalar soğudu, kat kat giyinmeye başladık, burnumuz akıyor, gözlerimiz sulanıyor. Yavaş yavaş sınav dönemleri de geldi çattı falan filan. Ama her şeye rağmen hep kışı sevmişimdir. Kışın ayrı bir havası var ya. Böyle yorganı başına çekip uyumanın keyfi hiçbir şey de yok. Kışın kitap okumak da ayrı bir keyifli geliyor bana. Kitabını kahveni al yanına, oh mis valla. Neyse işte bütün bu ambiyansı düşününce aklıma 'kışı çağrıştıran kitaplar' fikri geldi. Bence mevsime çok uygun bir tema oldu bu. Ah bir de şu havalar bu kadar dengesiz gitmese ne güzel olacak da, elden ne gelir?

24 Ekim 2016 Pazartesi

Hayallerimiz ve Biz | Mim #3


Herkese merhaba. Yeni bir mim yazısı ile karşınızdayım. Beni bu güzel mime davet eden Yorum Atölyesi'ne çok teşekkürler. Onun yazısını okumak için TIK TIK

23 Ekim 2016 Pazar

Jane Eyre | Kitap Yorumu

Herkese merhaba. :)
Bazı kitaplar sadece varlıklarıyla bile insanı mutlu edebiliyorlar. Jane Eyre'de benim için o kitaplardan biri haline geldi. 'Charlotte Bronte, iyiki de o kısa yaşamından geriye böyle nadide bir eser bırakmış' diyorum. Kitabın her sayfasını ayrı bir keyifle, ayrı bir merakla okudum. Okuduğum en akıcı klasikti diyebilirim. Ve tabiki bir o kadar güzeldi de. Öyle ki, en sevdiğim klasiklerden biri haline geldi. Tabi hala Gurur ve Önyargı'yla rekabet halindeler ama ikisinin de gönlümdeki yeri ayrı diyip işin içinden sıyrılalım madem. Özellikle de karakterlerinde kendimi bulduğum kitaplara karşı ayrı bir sempati besliyorum. Jane Eyre'yle o kadar çok benziyoruz ki. En sevdiğim kadın karakterlerden biri de Jane Eyre bundan sonra. Öyle içten, gözü kara, sözünü sakınmayan, dobra dobra biri. Ama bir o kadar da kendi halinde, naif, ince ruhlu. Ah Jane! Daha küçücük yaşından itibaren neler yaşadın sen öyle? Bazı yerleri sadece okumakla kalmadım, adeta yaşadım. Ama olayları dallandırıp budaklandırmadan, kafanızı karman çorman etmeden önce birazcık da kitabımızın konusundan bahsedelim bakalım.

22 Ekim 2016 Cumartesi

Cumartesi İlk Beş #14 | Kitaplardan Uyarlanmış Filmler vol: 2


Herkese merhaba. Kitaplardan uyarlanmış filmlerin ikinci kısmı da geldi. Daha önceden de söylediğim gibi, kitaplardan uyarlanmış çok fazla film olduğundan ara ara böyle kısım kısım bahsedeceğim. Bu hafta seçtiğim filmlere geçelim bakalım artık.

20 Ekim 2016 Perşembe

Blog Yazmak


Herkese merhaba. Blog yazmakla ilgili bir yazı yazmak bir süredir aklımda olan bir şeydi. Ama ya zaman bulamıyordum, ya da düşüncelerimi toparlayamıyordum. Umarım faydalı bir yazı olur sizin için de.

Ben blog yazmaya başlayalı hemen hemen bir buçuk yıl gibi bir süre oldu ama bu konuda hala daha öğrenmem gereken pek çok şey var. Hele ki, bloğumu ilk açtığım dönemi hatırlıyorum da, blog temaları konusunda gram bilgim yoktu. Her şeyi ordan burdan kurcalaya kurcalaya, yavaş yavaş rayına oturtmaya çalıştım. Bakın 'çalıştım' diyorum, çünkü benim bloğumda da hala daha eksiklikler var.

19 Ekim 2016 Çarşamba

Hayalleri Ertelelemek


Pek çoğumuzun hayalleri, idealleri vardır. En azından içten içe. Ama nedense bunları dile getirmekten, daha da kötüsü somutlaşması için çaba sarf etmekten çekiniyoruz. Bahsettiğim grupta ben de varım, bunu biraz önce fark ettim. Bu tip yazıları, düşüncelerimi toparlamak amacıyla yazıyorum daha çok. Tabii başkalarına da yardımı dokunursa ne mutlu bana.

17 Ekim 2016 Pazartesi

Hakkımda 10 Gerçek


Herkese merhaba. Aslına bakarsanız uzun zamandır bu tarz bir yazı yazmayı istiyordum ama hep bir bahanem oluyordu. Okuyan Muggle'ın yazısını görünce sonunda yazımı yazmak için gereken hevesi kendimde buldum ve hakkımdaki 10 gerçekle karşınızdayım. ( Bu arada Okuyan Muggle'ın yazısını okumak için TIK TIK )

16 Ekim 2016 Pazar

Sevmek Üzerine..


Sevgi. Söylemesi ne kadar basit tek bir kelime. Ama pek çok duyguya bedel, tek bir tanım aslında. Mutluluk, güven, acı, kibir , açgözlülük, umut.. İyi kötü pek çok duygu tek bir sözcükte toplanmış sanki. Ama sizce insanlar sevmeyi gerçekten biliyorlar mı? Bence hayır. Pek çok şey gibi sevmeyi de bilmiyor insanoğlu. 

Yazarlar #9 | Bronte Kardeşler (Charlotte, Emily ve Anne Bronte)


Bronte kardeşler, 19. yüzyılın edebiyat camiasında en çok ses getiren üç kız kardeştir. Dönemlerinin toplumsal algısının üstüne çıkmış yapıtları, günümüzde bile ününü arttırarak korumakta ve çok beğenilmektedir. Ancak ne yazık ki, bu üç kız kardeş de çok genç yaşlarda ölmüş ve dolayısıyla artlarında çok az eser bırakmışlardır. Bize düşen de bu nadide romanları okumak diyelim madem.

15 Ekim 2016 Cumartesi

Cumartesi İlk Beş #13 | Birlikte Bir Gün Geçirmek İstediğim Karakterler


Herkese merhaba. Çoğu zaman kitap okurken, kitapların içinde kaybolsam da, bazen gerçekten de kitapların içindeki dünyalarda yaşamak istiyorum. Bu ara sıra da olsa her okuyucunun başına gelmiştir bence. Ya da izlediğimiz dizi - filmlerde kaybolmak isteriz bazen. İşte bu yazımda da birlikte en azından bir günü birlikte geçirmek istediğim karakterleri yazacağım. Seçmek gerçekten çok zor olacak gibi.

14 Ekim 2016 Cuma

Ne var, ne yok? #2


Herkese merhaba. Nasılsınız? Hayatınızda her şey yolunda mı? Umarım her şey harika ilerliyordur sizin için. Yazılarıma hep kendimden bahsederek giriş yaptığımı fark ettim. Bu sefer bir farklılık olsun istedim. Nasıl olduğumu bana soracak olursanız, iyiyim. Bazı şeyleri yerine oturttum gibi. Aman nazar değmesin diyelim. 

12 Ekim 2016 Çarşamba

Albaya Mektup Yok | Kitap Yorumu


Herkese merhaba.:)
Bildiğiniz üzere geçtiğimiz aylarda Marquez'in tüm eserlerini okuma kararı almıştım. Albaya Mektup Yok, Marquez'den okuduğum ikinci kitap oldu. (Tabi Yüzyıllık Yalnızlık'ı saymazsak, ona da baştan başlayacağım.) Marquez'e boşuna 'büyülü gerçeklik' ustası demiyorlar. Eserlerinde hayatın içinden konuları kendine özgü adeta büyülü üslubuyla okuyucuya öyle bir aktarıyor ki, sanki kitabın içine giriyorsunuz, kitabı okurken aynı zamanda  olayları bir filmişçesine adeta izliyorsunuz. Albaya Mektup Yok, yazarın diğer kitaplarına oranla daha hafif bir dile sahip. Yani kitaba adapte olmakta çok zorluk çekilmiyor. Bu anlamda, Albaya Mektup Yok Marquez kitaplarını benim gibi yeni yeni okumaya başlayanlar için ideal bir seçim. Zaten kısacık, tadını damağınızda bırakacak bir kitap.

11 Ekim 2016 Salı

Ross Poldark | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Bildiğiniz üzere geçenlerde Poldark'ın dizisine başlayıp ilk sezonu yaklaşık bir buçuk günde bitirmiştim. ( Yorum için TIK TIK ) Aslında filmi veya dizisi çekilmiş kitaplarda, önceliği kitaplara verme taraftarıyım. Nitekim öyle yaptım da. Poldark'a başladım ama aradan bir hafta geçmesine rağmen kitabın başlarında takıldım kaldım. Kitap güzeldi güzel olmasına (bu güzelliği neye göre değerlendirdim inanın bilmiyorum ama genel olarak güzeldi yani) ama dediğim gibi akmıyordu veya ben aktıramıyordum kitabı. Sonra okulların açılmasının verdiği stresi atmak için dizisine başladım ve başlayış o başlayış oldu. Dizisinin ilk sezonunu izleyip bitirince kitaba geri döndüm ama sonuç tam anlamıyla hüsran oldu benim için. Kitabı atlaya atlaya bir ayda zar zor bitirdim. Ama bitirdim ya. İşte azmin zaferi diye buna derler. Ama araya dizisini sıkıştırmasaydım kitabı daha çok beğenirdim bu da bir gerçek. Yine de dizisini izlediğim için hiç mi hiç pişman değil, aksine mutlu ve huzurluyum.

9 Ekim 2016 Pazar

Memleket Hikayeleri | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Aslına bakarsanız Memleket Hikayeleri okumak için öncelik listemde olan bir kitap değildi. Edebiyat ödevim için okumam gereken bir kitaptı. Böyle zorunluluktan dolayı bir şeyler okumaktan hiç haz etmiyorum. Elim gitmiyor bir türlü kitaba. Memleket Hikayeleri'ne de bu nedenle önyargılarla başladım. Ama kitap ilerledikçe, kitaba karşı ilgim arttı ve kitabı 'okumak istediğim için' okumaya başladım. Kitaba bu duygularla yaklaşınca okumak çok daha keyifli bir hal aldı benim için. Kitabımız bir öykü kitabı aslında. İçinde 18 adet hikaye var. Refik Halid Karay'ın sürgün dönemlerinde Anadolu'da gözlemledikleri ve toplum yapısı kurgusallaştırılarak kaleme alınmış. Kitabı okurken yer yer yazara sinir olmaktan kendimi alamadım. Bu tutumum çok yersizdi bunun farkındayım. Yazara sinirlendim çünkü yaşanan olaylar, yani insanların bazı olaylara karşı verdiği tepkiler, önyargılı ve bencilce tutumları beni çok sinirlendirdi. Ama dediğim gibi bu yazarla alakalı bir durum değil. Sonuçta yazar, gözlemlediklerini, belki de bilhassa yaşadığı olayları kurgusallaştırdı eserinde. O yüzden yazara yüklenmek bana doğru gelmiyor.

Dorian Gray'in Portresi | Kitap Yorumu


Herkese merhaba. :)
Dorian Gray'in Portresi, gerçekten uzun zamandır okumayı çok istediğim kitaplardan biriydi. Ama her nedesense kitabı almak konusunda hep bir bahanem oluyordu da kavuşamıyordum bu güzel kitaba. En sonunda 'artık yeter' diyerek kitabı alışveriş sepetime eklemiştim ve sonunda almıştım kitabı. Kitaba başlarken kitap hakkında hiçbir beklentim yoktu aslında. Bunun nedeni kitabın kötü olduğunu düşünmem değil, bilakis çok başarılı olduğunu ve kitabı seveceğimi düşündüğüm içindi. Öyle de oldu zaten. Kitabı iki hafta gibi bir süre elimde süründürmeme karşın, adamakıllı okuduğum son iki günde elimden bırakamadan bitirdim. Kitapta daha çok karakterlerin psikolojik durumları üzerinde durulmuştu. Ama kitapla ilgili fikirlerimi söylemeden önce kısaca bir konusundan bahsedelim bakalım.

8 Ekim 2016 Cumartesi

Kitap Alışverişi #19


Herkese merhaba. Kısa günün kârı da bu güzel kitaplar oldu. Aslında bugün için kendime okuma kitabı almak planladığım bir şey değildi ama gittiğim yerde kitapçı bulunca ister istemez bir şeyler aldım işte. Aralarında sizlerin okuyup beğendiği kitaplar varsa yorum bırakırsanız çok sevinirim.

Cumartesi İlk Beş #12 | Kitaplardan Uyarlanmış Filmler vol:1


Herkese merhaba. Kitapların filmlere uyarlanmasını hem seviyorum, hem de hoşlanmıyorum bu durumdan. Bazen ortaya başarılı yapımlar çıkmasına rağmen, çoğu zaman beklentimin altında kalıyor bu filmler. Hele ki filmin uyarlandığı kitap benim favori kitaplarımdan biriyse işler iyice karışıyor benim için. Ne bileyim o zaman hiçbir şekilde tatmin olamıyorum işte. Aslında en iyisi, bu tip filmleri kitaplarından bağımsız değerlendirmek. Zira eksikler hiçbir zaman bitmiyor. Sonuçta iki - iki buçuk saat gibi kısa bir zaman dilimine koca bir kitabı sığdırmak da her yiğidin harcı değil.

6 Ekim 2016 Perşembe

İnsanlar, Takıntılar ve Önyargılar Üzerine..


Herkese merhaba. Bu sefer farklı içerikte bir yazıyla karşınızdayım. Aslında bu konuyu uzun zamandır birileriyle konuşmayı çok istiyordum ama bazen kendini konuşmak için hazır hissedemiyorsun işte. Ben de yazmak istedim. Sizlerle dertleşmek istedim. Aslında bahsedeceğim şeyler, dertten ziyade gerçekler. Youtube'a göz atarken bu konuyla alakalı birkaç videoya rastgeldim tesadüfen. Ve kendimi klavyenin karşısında buldum işte. Belki siz de şimdi sizinle paylaşacaklarımı düşünüyor, hissediyorsunuzdur. 

5 Ekim 2016 Çarşamba

En Beğendiğim 15 Kitap | Mim #2


Herkese merhaba. Bu aralar öyle yoğunum ki, sormayın gitsin. Matematik testlerinden kendimi kurtarır kurtarmaz soluğu blogda aldım. Oh be dünya varmış valla. Yazıma geçmeden önce öncelikle, beni bu güzel etkinliğe davet eden Makina Hocam'a çok teşekkür ederim. Bloğa bir şeyler yazmak cidden çok iyi geldi. Umarım yazım yeni kitaplar keşfetmeniz için de yararlı olur. 

Not: Sıralama yapmak için her ne kadar uğraştıysam da başarılı olamadım. Hepsi benim canlarım, bitanelerim anlayacağınız.

2 Ekim 2016 Pazar

Ölümsüz Ece | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Her ne kadar eylülden arta kalmış olsa da ekim ayının ilk kitabı Ölümsüz Ece oldu. Bu kitabın yeri benim için çok özel. Evet bir çocuk kitabından bahsedeceğim birazdan ve evet kitabı ilk kez okudum. Ama bu kitabı çocukluğumdan beri okumayı öyle çok istiyordum ki. Hiç unutmuyorum daha 4. sınıftaydım. Öğretmenimiz bizi kitap sınavı yapıyordu her yıl. O yıl içinse herkese aynı kitabı ödev olarak vermek yerine, sınıfı gruplara ayırmıştı. Ben Ölümsüz Ece'yi daha öncesinde çok da yakın olmadığım birinde görmüştüm. Çekindiğimden de soramamıştım okuyabilir miyim diye. Öğretmenimin seçtiği listede kitabı görünce onu okumayı öyle çok istemiştim ki. Ama benim payıma Pal Sokağı Çocukları düşmüştü. Yanlış olmasın o kitap da çocukluğumun yapı taşı olan kitaplardan biridir. Şimdi bile hala okumaktan zevk alırım Pal Sokağı Çocukları'nı. Ama işte o zamandan beri Ölümsüz Ece'yi okumak, bir ukte olarak kalmış içimde bunca zaman. Geçenlerde ben kendime kitap bakarken kardeşim bulup çıkardı raflardan Ölümsüz Ece'yi. İnanır mısınız, kitabı kardeşimden önce ben okudum bitirdim. Ve tabiki de çok ama çok sevdim.

1 Ekim 2016 Cumartesi

Cumartesi İlk Beş #11 | Favori Kapaklar vol:2


Herkese merhaba.  Bu haftanın 'Cumartesi İlk Beş' köşesinde favori kitap kapaklarım var. Şimdi itiraf edelim. Bir kitabı alırken ilk olarak kapağı ilgimizi çekiyor da, sonrasında kitaba elimiz gidiyor. En azından benim için durum böyle. Bazen istisnalar da olmuyor değil doğrusu, orası kabul. Mesela kapağına vurulduğum bir kitaptan okuyunca nefret ettiğim, veya kapağı yüzünden ön yargılı yaklaştığım ama sonrasında çok sevdiğim kitaplarda oldu. Demek ki neymiş ön yargılarımızdan kurtulmalıymışız efendim. Ama en önemlisi de, yayınevleri kapak konusunda daha özenli olmalı değil mi ama? Evet yazımın ana temaları bunlar.