18 Ocak 2017 Çarşamba

Sadece tek bir türden kitaplar mı okumak gerekli ?


Bu yazımda size acayip sinir olduğum bir konu hakkında dert yanmak istiyorum. Aslında bir süredir bu konuyla alakalı bir yazı yazmak aklımda olan bir şeydi. Taşan son damla bu güneymiş demek ki.
Kitapların yeri küçüklüğümden beri benim için çok özel. Bu kadar çok kitap okumadığım dönemlerde, hatta çok daha küçükken, okuma bilmediğim dönemlerde bile kitapları severmişim. Dolayısıyla, kitaplar hakkında konuşmaktan da büyük keyif alıyorum. Ve konu kitaplar oldu mu her tarzda önerilere de açığım. Aslında genel anlamda farklılıklara açık bir yapım var. Bu yüzden de o anki ruh halime, moduma göre okuyacağım kitapları seçiyorum. O an canım bir şeye sıkkınsa veya sinirliysem daha hafif, beni yormayacak kitaplar okuyorum genellikle. Ama canım daha dolu dolu, daha ağır bir şeyler okumak istediğindeyse ona göre tercihte bulunabiliyorum. Şimdi bu anlattığım şeyleri asıl konumuza bağlayacağım merak etmeyin.

Malumunuz ülkemizde de malesef ki kitap okuma oranı gerçekten düşük. Tabi eskiye nazaran bu oran artmış vaziyette, bu sevindirici bir durum ama yine de yeterli değil. İnsanların kitaplara değer biçmemesi, kitaplara verilen parayı çöpe atıyormuş görüşünde olmaları (sözüm meclisten dışarı) gerçekten çok üzücü, çok acı bir durum.

Bir de başka bir kesim var tabi. En az kitaplara değer vermeyenler (ve bunu kendi üsluplarıyla dile getirenler) gibi bu kesime de sinir olmaktan kendimi alamıyorum. Kendi okudukları tek tip kitap çeşidini öve öve bitiremeyen ve başkalarının kitap zevkine karışanları kast ediyorum. Herkes kendi zevkine kendi beğenisine göre dilediğini okusun. Kimin ne yaptığı beni hiç alakadar etmez sonuçta. Kitap okumak en başta bireyin kendisine yarar sağlar zaten. Bu ister fantastik, düş ürünü bir kitap olsun, ister yıllara meydan okuyan bir klasik. Benim için fark etmez. Çünkü iki türün de yeri ayrıdır insanda. Bir kere ikisini aynı kefeye koyup değerlendiremezsin zaten. 

Ama şunu da söylemeliyim ki, fantastik türündeki kitapları da küçümsememek gerekli. Bireyin kendi zevki olması meselesini geçsem bile, yine de bireye (bilhassa kitaplara ilk alışma zamanlarında) bir şeyler kattıklarını savunabilirim. En azından bir yere kadar. Kendimden örnek verirsem; o küçümsenen kitaplar, aynı zamanda benim okuma alışkanlığımın temellerini atan kitaplardır. Ayrıca dostluk, fedakarlık, paylaşmak gibi erdemleri de ilk kez o kitaplarda gördüm ben. Tabii, belli bir yaştan sonra her şeyde olduğu gibi insanın okuma zevki de değişir. Hayat başlı başına bir değişim sürecidir çünkü. Ama bireyin tercihlerine, beğenilerine karışmak kimsenin haddi değildir bana göre.

İyi bir okuyucu olmak veya kitapları sevmek için belli bir türe bağlı olmak gibi bir şart söz konusu değil bence. İnsan yeter ki okumak istesin, ardı zaten gelir. Böyle yaparak insanın sinirini bozmaktan başka elde edilen hiçbir kazanç yok inanın ki. 
Okuyun, okuyun ve biraz daha okuyun. Okumak insana iyi gelir. Kendinizi farklılıklara da kapalı tutmayın derim.
Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler. :)





16 yorum:

  1. Gülmek güzel ama ülkemde sadece kitaplar değil kendi benimsemediği her konuyu dalgaya almak gibi bir huy oluştu son yıllarda. Kişi kendinden sorumlu benim çok benimsediğim bir konu ile ilgili şaka yapan dalga geçen birini görünce bende susar içimden onun kendini soktuğu hale gülerim. Bence sende öyle yapabilirsin kendimiz haricinde kimseyi değiştiremiyoruz çünkü

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çok haklısın. Gerçekten de kendimiz dışında hiç kimseyi değiştiremiyoruz. Keşke herkes olaylara bu açıdan baksaydı da ortada sorun kalmasaydı..

      Sil
  2. Başkasının okuduğu şeyi (ki bu hele de fantastikse) ezme, küçük görme gibi bir hastalık var ülkede nedense. Klasikler dışındaki tüm kitaplara çöp gözüyle bakanların o güzelim gözlerini itinayla oymak istiyorum :))) Ama tutuyorum kendimi. Çünkü biliyorum ki ben ne desem de bir kulağından giricek diğer kulağından çıkıcak. O yüzden boşver İlkay, tüketme enerjini böylelerine. Bak biz burada ne güzel gül gibi geçinip gidiyoruz :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ne kadar çaktırmasam da içimdeki sadisti ortaya çıkarıyorlar bazen :D Zaten şu blog ortamı da olmasa ne yapardım hiç bilmiyorum ^-^

      Sil
  3. Fantastiği küçük görenlere sinir oluyorum, ama bu kitle tüm fantastiği değil de genelde aşkın ve erkek karakterlerin ön plana çıktığı kitapları eleştiriyorlar. Açıkçası benim de şimdiki aklım olsa o tarz kitaplardansa daha dolu eserler okurdum. Yine de dalga geçen ve bunu hakaret boyutuna taşıyan tiplere sinir oluyorum. -_-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha öncesinde ben de o tarz kitaplar okurdum ama dediğim gibi zamanla insanın beğenileri de değişiyor zaten. Mesela ben de şimdi o tip kitaplardan aynı keyfi almıyorum. Aslında benim tam olarak kızdığım nokta 'her şeyi ben bilirim' görüşündeki insanlar. Bu tip insanlar yüzünden belli başlı yazarlara karşı bile saçma bir şekilde önyargı geliştirdim. En çok da tavırları beni acayip sinir ediyor(du). Hala aynı şekilde sinirlensem de, aynı zamanda tınlamıyorum da pek. İçimde ne çok şey biriktirdiğimi şimdi fark ettim :D

      Sil
    2. (Yorum yazmıştım o kadar gitmedi sanırım,bir de üstüne silindi..)
      Daha fazla katılamazdım sana söylediklerinde.Bir de Harry Potter serisi gibi serileri "çocuk kitapları" kısmına sokuyorlar ya..Tilt oluyorum..
      Çok doğru bir noktaya değinmişsin eline sağlık.

      Sil
    3. Aynı durum benim de canımı sıkıyor. İlk kitapları belki kabul edebilirim ama bir yerden sonra çocuk kitabı olmaktan çıkıyorlar bence. Hem zaten HP her yaştan okuyucunun okuyabileceği bir seri. Bu sınıflandırmaların saçmalığını artık düşünmüyorum ben. Ayrıca teşekkür ederiimm ^-^

      Sil
  4. Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum.Her kitabın insana Katacağı bişeyler vardır diye düşünüyorum.Hatta kimi zaman farkına bile varmayız bu durumun ancak her kitaptan öğrenilecek bişey var.Bu yüzden dediğiniz gibi farklı kategorilerdeki kitapları da okumalı.Blogunuzu Yeni keşfettim takibe alıyorum bende bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çok haklısınız. Kimi zaman farkına bile varmadan çok şey kazanmış oluruz kitaplardan. Ayrıca çok teşekkür ederim. Ben de dönüş yapıyorum bloğunuza :)

      Sil
  5. Bende Çocuk romanlarını Çok seviyorum :) Bir tezat daha sunayım Bir o kadar gerilim Cinayet ve polisiye Hastasıyım :))) Sarı Oğlan ise Sevgilim Oda tamamen Çizgi roman tutkunu :) Yani kısaca Boşver İlkaycım hiç gereksiz insanları dert etme söylemleri kendilerine kalsın... Nasıl mutluysan Öyle yaşa onları oku :) Mutlu olduğun neyse o doğrudur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuk romanlarını okumayı ben de çok severim. Laf aramızda bu aralar yine kardeşimin kitaplarına sardım gibi :) Ne kadar da doğru bir söz: Mutlu olduğun neyse o doğrudur. Bu, hayattaki her konu için geçerli kesinlikle. Güzel yorumun için çoook teşekkürler :)

      Sil
    2. Rica ederim :) Yorum atmışsın bana inşallah bugün halledeceğim biraz ağır kanlıyım,da :) Hayat felsefem bunun üzerine kurulu çünkü Mutlu olduğum neyse aynen o doğru :) Başkaları için yaşayamam Son yazım içinde bunlar geçerli....

      Sil
    3. En güzeli de böylesi zaten :)

      Sil
  6. Çok güzel bir yazı olmuş. Bu konuda ben de bir yazı yazmak istiyordum ama üşeniyordum :-) Sen benim düşüncelerime çok uyan bir yazı yazmışsın. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin yazını okumayı da çok isterim Şule abla. Ben de içimde artık nasıl tuttuysam ne yazdığımı bilmeden yazımı yazmıştım açıkçası. Meğerse ne kadar da doluymuşum bu konuda :D

      Sil