9 Mart 2017 Perşembe

Şeker Portakalı | Kitap Yorumu

Herkese merhaba. :)
Bu sefer benim için çok özel olan bir kitabın yorumuyla buradayım. Şeker Portakalı'nı ilk okuyuşum değildi bu. İlk kez küçükken okumuştum kitabı. Sonrasında da bundan 2-3 yıl öncesinde seri halinde art arda okumuştum kitapları, çok da severek. (Şeker Portakalı - Güneşi Uyandıralım - Delifişek) Laf aramızda, en çok da ilk kitabı seviyorum seride. Zeze'nin çocukluğunu okumak daha büyülü geliyor bana, daha masum. Geçtiğimiz haftasonu kardeşim sayesinde uzun zamandan sonra ilk kez kütüphaneye gitme fırsatım oldu. Rafların arasında dolaşmayı, kitaplara dokunmayı, hatta kararsız kalıp ne okuyacağımı şaşırmayı bile öyle çok özlemişim ki. Bazı insanlar kütüphaneleri pek sevmiyorlar. Sonuçta kitaplar bizim olmuyor, kitaplar eskimiş oluyor. Ama ben seviyorum orayı. Orada vakit geçirmeyi. Bu sefer de, kitap gördüğüm her seferinde olduğu gibi, kendimi kaybettim. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım bile. Hem bu sefer kütüphanenin içini de yeniden düzenlemişlerdi. Yani rafların düzeni, kitapların sıralanışı falan farklıydı. Orayı çözmekle de uğraştım biraz. Ne okuyacağıma karar vermekte de bir hayli zorlandım. Ama sonra rafların arasından Şeker Portakalı gülümsedi bana. Ben de 'neden olmasın' dedim. İyiki de yeniden okumuşum. Ne çok özlemişim küçük Zeze'yi.


- Nen var Zeze?
- Hiç, şarkı söylüyordum.
- Şarkı mı söylüyordun?
- Evet.
- Öyleyse ben sağır olmalıyım.

''İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.''


Bence artık birçoğunuz Şeker Portakalı'ndan haberdardır. İçinde hüznü, masumiyeti ve buruk sevinçleri barındıran, büyük küçük her yaştan okura sahip ancak kanaatimce büyüklere daha çok hitap edebilecek bir kitap Şeker Portakalı. 

Ana karakterimiz Zeze. Oldukça zeki, sağduyulu, bir o kadar da haylaz bir çocuk. Henüz beş buçuk yaşında. Ama kocaman bir hayal gücü ve ruhunu kaplayan büyük bir hüzne sahip. İşte biz de Zeze'nin başından geçenleri okuyoruz kitapta.

Zeze minik bir çocuk ama başından geçenleri yaşından çok daha büyük bir metanetle karşılıyordu her defasında. Yazarın anlatımını da çok seviyorum ben. Öyle içten, öyle gerçek ki.. Adeta gerçek bir hayat hikayesini okuyorsunuz. 


''Onu yüreğimde öldüreceğim. Artık sevmeyerek.''


Kitap bir ara yasaklanan kitaplar arasındaydı sanırım. Hala öyle mi hiçbir bilgim yok ama yasaklanma gerekçelerini oldukça saçma buldum açıkçası. Evet, kitabın içinde belli başlı argo sözcükler var ama bu devirde hangi kitapta böyle sözcüklerle karşılaşmıyoruz ki? Lütfen yani. Bu nedenle, bu yasaklamaya bir anlam veremedim. Umarım bu yasağı da kaldırmışlardır. 

Aslında Zeze'nin başından geçenler bir kitap serisi halinde yazılmış ama Şeker Portakalı da belli bir sonuca ulaşarak bitiyordu. O yüzden Şeker Portakalı'ndan sonra diğer kitapları da okuyup okumamak size kalmış. Ama demin de bahsettiğim gibi, Zeze büyüdükçe hikayesinin büyüsünün kaybolduğunu hissetmiştim ben. Diğer yandansa, onun büyüyüşünü okumak keyifliydi. O yüzden karar sizin.

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler. :)











10 yorum:

  1. Şeker portakalı, güneşi uyandıralım okurken keyif aldığım kitaplardandı.Ama epey oldu okuyalı.Tekrar hatırlattığın için teşekkür ederim.Kalemine sağlık.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek :) Gerçekten de insanın yüreğinde yer eden bir hikayesi var Zeze'nin.

      Sil
  2. Ben de seriyi okumuştum, tekrar okumak isterim. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzerinden zaman geçtikten sonra tekrardan okunabilecek bir seri. Zaman bulursan neden olmasın ki :)

      Sil
  3. Seker Portakali. Ya en cok okumak istedigim kitap. Ama nedense bir turlu okuyamadim!

    YanıtlaSil
  4. Hayatımın kitabı diyebilirim ama maalesef 2. kitabı büyük bir heyecanla okuyamamıştım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de seride en çok ilk kitabı seviyorum. Sanki Zeze büyüdükçe düşünceleri de farklılaşıyordu. Bu da bütün büyüyü kaçırıyordu bana göre ^-^

      Sil
  5. Şu sıra blog ziyaretine imkan bulamadım, yazılar birikmiş şimdi yetişemiyorum. :D Şeker Portakalı'nı yıllar önce okumuştum ve çok sevmiştim, hala da severim. Bir kez daha okumayı çok istiyorum ama henüz vakit bulamadım. :)
    Kütüphaneleri sevmeyenleri anlamıyorum, ben bayılıyorum. Sık sık gider kütüphanede kitap okurum ben, çok seviyorum. Birilerinin kitapları aldığını, okunmaktan eskidiklerini görmekse beni mutlu ediyor. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'Alsam da olur almasam da ama okumak da istiyorum' dediğim kitapları kütüphaneden okuyorum genellikle ben. Yalnız nasıl da karışık cümle kurarıımm :D

      Sil