7 Mart 2017 Salı

Yağmur Taneleri | Garip Bir Yazı Denemesi


Herkese merhaba. Bu sefer farklı bir yazıyla buradayım. Aslında bunu sizinle de paylaşıp paylaşmama konusunda bir hayli kararsızım. Belki gereksiz gelebilir, belki başarısız da gelebilir size, sonucunu bilmiyorum ama yine de paylaşmak istiyorum yazdığım öykümsü deneme yazısını. 
Arada böyle bir şeyler yazmak iyi geliyor. Bu sefer ki de çok ani oldu. Aslında sadece Türkçe deneme testi çözüyordum ve sonra bam, yazımı yazmaya başladım. Sonra da nedensizce paylaşmak istedim. Arada böyle anlık isteklerim olabiliyor işte. Umarım siz de severek okursunuz. Belki biraz karamsardır, belki de acemice. Zaten spontane gelişen bir yazı. Hem amacı övgü almak da değil, sadece paylaşılmak. İyi okumalar. :)



Yağmur Taneleri

Serin bir bahar akşamı. Yağmur çiseliyor usul usul. Her taraf mis gibi toprak kokuyor. Doya doya içime çekiyorum temiz havayı. Başlarda ciğerlerim acıyor, sanki aldığım her soluk ciğerlerimi deliyor. Ama alışıyorum sonra. Hatta iyi geliyor temiz hava. Otobüs muavini çağırıyor insanları. Gönülsüzce yerimden kalkıp otobüsüme ilerliyorum. İçerisi oldukça havasız. İnsanlardan yayılan ter ve sigara kokuları birbirlerine karışmış, küçük bir çocuk avazı çıktığı kadar bağırıyor. Sanki beynimi biri oyuyor gibi hissediyorum. Kusmak istiyorum. Ben de avazım çıktığı kadar bağırmak, çığlık atmak, koşa koşa gecenin karanlığına karışmak istiyorum. Ama bütün bunlar yerine sadece geçip yerime oturuyorum. 

Otobüsün buğulu camından yansımama bakıyorum. Yorgunluk ve açlıktan küçülmüş, elmacık kemikleri iyice belirginleşmiş bir yüz ve bunu daha da belirginleştirircesine, bir çift kocaman göz bana bakıyor. Kolumla camın buğusunu siliyorum hemen. Yağmur damlalarının yere düşüşünü izliyorum. Gittikçe hızlanıyorlar. Adeta yeri dövüyorlar. Ama yine de çok güzeller. Zaten yağmurlu havaları hep sevmişimdir. Tenimde bıraktığı hissi, düşerken çıkardığı ritmik sesi ve her an her yere düşebilme ihtimalini. Hem de sonsuza kadar sürebilecek bir döngüyle. Tekrar ve tekrar. Her şeyi başa alabilirler. İstedikleri yere savrulabilir, oradan oraya uçuşabilirler. Bir an için onların özgürlüklerine imreniyorum. Oysa biz insanlar, minicik yağmur taneleri kadar bile özgür olamıyoruz. Her zaman için aynı noktaya çakılıp kalıyoruz. Bazen bir ileri, bazen de bir geri. Ama hep aynı çevrede, aynı istikamette. Yönümüzü tayin edemiyoruz.

Aslında belki de birazcık yağmur damlalarına benziyoruzdur. Aynı onlar gibi topluluğa ayak uyduruyoruz. Usulca yere iniyoruz. Yeniden ve yeniden. Sanki hiç akıllanmamış gibi.




Tamam kabul, buraya yazınca daha iyi anladım ki o kadar da iyi değilmiş yazım ama yazdım artık, o yüzden paylaşmadan rahat edemem. :) 

Ama her şeye rağmen şuraya not düşeyim de günah benden gitsin. Yazı bana aittir. Başka bir yerde görürseniz, biliniz ki (ç)alınmıştır. Aslında bu durum yazdığım her yazı için geçerli, bilginize.

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler. :)





16 yorum:

  1. Kendine haksızlık etme. Bence oldukça güzel bir yazı.Yağmurdan insana pay çıkarman da güzel.Kalemine, yüreğine sağlık.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir'in bugünkü havasına da ne de güzel uydu. Ayrıca çok teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Kötü değil ya sadece iyiye giden yolda bir adım. Sen moralini yüksek tut yazmaya devam et :).

    YanıtlaSil
  3. Son kısım haricinde güzel bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da nazar boncuğumuz diyelim o zaman. Ayrıca teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Önemli olan; bir şekilde, biryerlerden başlamaktır. Ve başlamışsınız tebrik ederim. Teferruat kısmına gelince; ufak tefek yanlışlıklar zaman içerisinde, siz dahi farkına varmadan kaybolup gidecektir merak etmeyin. Sevindirici olan nedir biliyor musunuz?
    Tasvirlere boğmadan, içinizden geldiği gibi anlaşılır bir dille yazıyor olmanız...
    Sıkı bir öykü okuyucusu olarak size naçizane önerim:
    Başladığınız işi sakın yarım bırakmayın.
    Yazdıkça zevk alacak, okumaya daha fazla meyledecek ve yepyeni kurgularla okunası hikayeler oluşturacaksınız...
    İşin en tuhaf yanı da nedir bilirmisiniz; yazdığınız hiçbir şeye olmuş gözüyle bakamayacaksınız hiç bir zaman. Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz beni gerçekten çok mutlu etti. Yazmak, okumak hep iç içe şeyler zaten. Birinden birini yapmadan diğeri meydana gelemez ki.. Ayrıca çok teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Kalemine, yüreğine sağlık canım. İnsan bazen yazıyor, yazdıklarını birine beğendirme çabasına girmeden. Bence en güzel yazılar o zaman çıkıyor. Yazmak güzel şey, sen yazdıklarını beğen gerisini boşver. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için :) Yazmak gerçekten iyi geliyor. Bazen söyleyemediklerini yazarak ifade edebiliyor insan.

      Sil
  6. Hiç de gereksiz değil bende bazen yazarım bazen de tam uykuya dalacakken gelir üşenirim yazamam :) Güzel ya da çirkin senin kelimelerin bunlar yazıyı güzel kılan o sana aitler eline sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende de durum aynı oluyor çoğu zaman. Aklıma geliyor ama gerek üşengeçliğimden, gerek vaziyet elvermediğinden yazmıyorum sonra da unutuyorum işte. Ayrıca çok teşekkür ederim :)

      Sil
  7. Hikaye yazma işinden pek anlamam ama ilk denemeni beğendim. Zaman içinde o sıkıntı geçip gidecektir, devamını dört gözle bekliyorum 😉

    YanıtlaSil