11 Temmuz 2017 Salı

Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında | Kitap Yorumu


Herkese merhaba.:) Haruki Murakami, bir süredir kitaplarını okumayı istediğim bir yazardı. Zaten özellikle de son dönemde Murakami kitaplarını okuyanlar bir hayli artmış vaziyette. Kitabı kütüphanede rastgelmem üzerine alıp okudum. Ama kütüphanede bulmasaydım da herhangi bir Murakami kitabını alıp artık yazarın kitaplarını okumaya ben de bir yerden başlamayı kafama koymuştum.
Kitaba başlarken ister istemez, dizginleyemediğim bir beklentim vardı. Sonuçta Murakami oldukça övgü almış bir yazar. Ve şunu da söylemeliyim ki, ilk kez Japon bir yazarın eserini okudum. Bu da farklı bir deneyim oldu benim için. Tabi, kitabın orijinal dili ne olursa olsun çeviri kitaplarda en büyük rol çevirmenlere düşüyor. Ama kitabı okurken herhangi bir anlam kayması veya bozuklukla karşılaşmadım ben.


''İnsanlar bir bir kayıplara karışıyor. Bazı şeyler bıçakla kesilmiş gibi ortadan kayboluyor. Kalanlar yavaşça sisin içinde yok oluyor. Geriye sadece bir çöl kalıyor.''


Çocukken aralarında bağ kurmuş ancak 12 yaşında ayrılmak zorunda kalan ve yıllarca karşılaşmayan Hacime ve Şimamoto'nun yıllar sonra karşılaşmalarını ve bu süreçte Hacime'nin kendini keşfetme sürecini okuyoruz. Kendini keşfetme süreci dediğime bakmayın. Her şeyin toz pembe olduğu bir süreç değil bu. Olayları ana karakterimiz olan Hacime anlatıyor. Bütün bencilliklerini, hatalarını, düşüncelerini doğrudan dile getiriyor. Yazarın üslubu oldukça yalın ancak aynı zamanda oldukça yerinde tespitleri de var. 

 Öncelikle şunu söylemeliyim ki, kitaba okurken aşırı bir beklentim olmasa da demin de bahsettiğim gibi belli bir beklentim de vardı. Kitap oldukça akıcıydı. İçinde yer alan betimlemeleri ve ana karakterin düşüncelerini sevdim. Hatta kitabın alıntılarını daha önce de defalarca kez orada burada okumuşum da haberim yokmuş. En güzeli de, kitabı kendim satın alsaydım altını çizeceğim yerleri, başkasının da okurken çizmiş olmasaydı. Bu yaşanmışlık hissini seviyorum.

Zaten ne olduğunu anlamadan kitabın yarısından fazlasını bir oturuşta okumuştum. İlk başlarda Hacime'nin gerçekten fazla sığ bir karakter olduğunu düşündüm. Ancak bencil olduğunu söylememde hala bir sakınca olmasa da sığ bir karakter olduğunu söyleyemem. Son beş sayfaya kadar kitaba dair görüşüm baştan sona aynıydı. Akıcı ve güzel, duru betimlemeleri olan bir kitap. Ama baştan sona hep bir şeyler eksikti. Aynı Hacime'nin hayatında olduğu gibi. Ancak sanırım son beş sayfada Hacime hayatındaki boşluğun kaynağını Yukiko sayesinde buldu. Ya da ben bulduğunu düşünüyorum. Çünkü anahtar bir cümle benim Hacime'yle empati yapabilmemi ve dolayısıyla kitaptaki eksikliği doldurmamı sağladı. Belki bu durum sadece bana özeldir ama ne olursa olsun o cümleyi şu an söylemeyeceğim.

Murakami kitaplarını okumaya başlamak için ideal bir kitap mıydı? Muhtemelen. Umarım yazarın diğer kitaplarını da - belki de daha çok - severim. 
Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler. :)


ALINTILAR

''Hacime, fotoğraflara bakarak hiçbir şey söyleyemezsin.Onlar sadece bir gölge. Gerçek ben çok daha farklı. Bir fotoğraftan anlaşılamaz.''

"O zamanlar bilmiyordum. Birini tekrar düzelemeyecek kadar kötü kırabileceğimi. İnsan, sadece var olarak diğer bir insanda dönüşü olmayan yaralar açabiliyordu..."

''Asıl acı olan şey, geri dönemeyeceğimiz gerçeği. Bir kez ilerlemeye başladın mı, ne yaparsan yap gittiğin yoldan geri dönemiyorsun. En ufak bir sapma her şeyi sonsuza dek değiştiriyor.''

''Gülüşünü seviyordum. Beni yatıştırıyor, cesaretlendiriyordu. Her şey yoluna girecek, diyordu bana. Biraz daha bekle, her şey düzelecek. Yıllar sonra, ne zaman onu düşünsem aklıma ilk gelen şey gülüşüydü.''

"Bazen sadece hareket ettiğimiz, bize biçilen rolleri oynadığımız gerçeğine tahammül edemiyordum."








8 yorum:

  1. Yazarı hiç okumadım ama bu kitabının adını sevdim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Murakami kitabı olmasının dışında kitabı okumaktaki bir diğer sebebim de ismi olmuştu :)

      Sil
  2. Ah o bize biçilen roller...Sınırların dışına çıkmak gerek.Alıntıları çok beğendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın içinde gerçekten de güzel sözler vardı ^^

      Sil
  3. Bende hiç okumadım ve ilgimi çekti kitap :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman aman olmasa da güzel bir kitaptı bence :)

      Sil
  4. Kadınsız Erkekler'le başlamıştım ben yazara ve hiç beklediğimi bulamamıştım. Belki de öykü derlemesi olduğundandır. Diğer kitaplarına şans vereceğim ama, umarım hayal kırıklığına uğramam :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası bu kitabının da çok çok iyi olduğunu iddia etmiyorum. En azından daha iyi kitapları olduğunu umuyorum. Kitabı okumak Japon filmi izlemek gibiydi. Yani karakterleri olayların akışını kafamda net bir şekilde canlandırabildim ama son 5 sayfaya kadar o eksiklik hissi hiç gitmedi. Şimdi bile sanki kitabı okumamışım da film izlemişim gibi geliyor :)

      Sil