30 Ocak 2017 Pazartesi

Kitap Alışverişi #20


Heyyooo! İçim içime sığmıyor. Ne zaman yeni kitaplara kavuşsam böyle oluyorum zaten. Şekerine kavuşmuş çocuk gibi. Musmutlu.
Geçtiğimiz salı günü okuoku'dan kitap siparişinde bulunmuştum. Zaten anca böyle tatil anlarımda, evde olabileceğim zamanlarda internetten sipariş verebiliyorum. Yoksa kimse 1 güncüğüne kargoyu beklemiyor. Ah ah!
Neyse, kargomun bugün geleceğini daha sipariş verirken bile anlamıştım zaten. Öyle de oldu. Ama siparişimden memnun da kaldım şimdi. Zaten okuoku'yu seviyorum. Bu zamana kadar hiçbir sorun yaşamadım şahsen. Kitaplarda hasar da yoktu. Tek bir şey dışında. Onu da birazdan söyleyeceğim zaten. O da nazar boncuğu mu diyelim, ne diyelim hiç bilmiyorum ama daha beterinin başıma gelmişliği var yani. O yüzden çok da mızmızlanacak bir şey yok şimdi. Kitaplarımıza geçelim bakalım.

29 Ocak 2017 Pazar

Düşmüş Melekler Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #4) | Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Aslında bu aralar (Labirent serisi sağolsun) bitmeyen okuyamama dönemimi atlattım çok şükür. Ama Anna Karenina bitmiyor. Hayır yani gerçek anlamda bitiremiyorum. Okuyorum okuyorum bitmiyor. İşin ilginci, kitabı sevdim de. Sıkıcı desem (bana göre) değil ama yine de bitmiyor. -,-

28 Ocak 2017 Cumartesi

Küçük Prens | Kitap Yorumu - Alıntılar


Herkese merhaba. Labirent serisini bir çırpıda bitirdikten sonra elime Anna Karenina'yı alınca gerçekten çok tuhaf hissettim. Sanırım bu aralar böyle kolay okunan kitaplardan devam etsem benim için çok daha iyi olacak. Aksi takdirde yine benim meşhur okuyamama dönemlerime giriş yapacak gibi duruyorum. İşte, ne okusam ne okusam diye dolanıp dururken gözüme bir anda Küçük Prens çarptı. Aslında daha öncesinde bayılarak okuduğum bir kitaptı Küçük Prens. Çocuk kitabı falan da diyorlar ama hiç de öyle değil bence. Aslında kitap hakkında söylenecek çok fazla bir şey de yok. Küçük Prens'i tek bir cümleyle yorumlayacak olsaydım: ''Büyükler için yazılmış bir çocuk kitabı'' olduğunu söylerdim.

27 Ocak 2017 Cuma

Labirent (James Dashner) | Seri Yorumu


Herkese merhaba. Labirent serisini alalı, seriyi okumaya başlayalı, aslında o kadar uzun zaman oldu ki. Serinin ilk iki kitabını 2014 yılında okumuştum. Seriye başlama hikayem de çok ilginçti aslında. O zamanlar serinin filmi de çekim aşamasındaydı. Hatta gösterime girmesine de az kalmıştı, fragmanlar falan her yerdeydi yani. Başrolde Dylan O'brien'in oynayacağını öğrenen İlkay hiç durur mu, film çıkmadan hemen gittim kitabını alıp okumaya başladım. O zaman da kitapta mantık hataları bulmuştum, şimdi de aynı şeyi yaşadım. Filmini de pek hatırlamıyorum ama kitabından daha çok sevdiğim aklımda kalmış haliyle. Bunu da çok sık söylemem yani.

24 Ocak 2017 Salı

Moana (Disney) | Film Yorumu #25


Herkese merhaba. Tatil başladı başlayalı kitap, kahve, laptop üçlüsü saolsun (ve tabii bir de canım yatağım var) dünyayla iletişimimi kestim diyebilirim. Annemlerin kardeşime verdikleri söz dolayısıyla İlaydayla (kız kardeşim) sinemaya giderek bu döngüyü sonunda kırdım. Evin sakinliğinden sonra dışarısının, bilhassa da alışveriş merkezinin, kalabalığı her ne kadar bana fazla gelse de gerçekten keyifli bir gündü. Moana'ya gitmeyi kararlaştırmıştık zaten. Pek ön plana çıkmasa da Moana benim favori Disney prenseslerimden biri. Animasyon filmini de çok sevdim. Zaten böyle animasyonları izlemeyi çok seviyorum. Bir de üstüne film 3 boyutluydu. Bunu bilet alırken öğrenmem de ayrı bir konuydu ama hoş bir sürpriz oldu bizim için. Sanki İlayda'ya değil, aynı zamanda bana verilen bir ödül gibi oldu bu.

21 Ocak 2017 Cumartesi

Cumartesi İlk Beş #27 | Beş Farklı Kategoriden Öneriler


Herkese merhaba. Zorlu ve bol sınavlı bir okul dönemini daha anlımızın akıyla atlattık çok şükür ki. Aslında tatilden ziyade, tatil öncesindeki o son bir haftayı daha çok seviyorum ben. Hem önünde tatil olduğunu biliyorsun, hem de yoğun olmuyorsun okulda. Bence bu durum insana gerçekten rahatlık veriyordu.
Neyse, geçelim bu haftanın Cumartesi İlk Beş'ine: '5 Kategoriden Öneriler'
Yani kendi belirlediğim 5 kategori için önerilerde bulunacağım diğer bir deyişle. Haftanın konusunu özetlediğimize göre önerilerimize başlayalım bakalım.
Not: Her kategori için farklı önerilerde bulunmaya çalıştım.

19 Ocak 2017 Perşembe

Anna Karenina | Film Yorumu #24


Herkese merhaba. Anna Karenina uzun zamandır izlemek istediğim bir filmdi. Bundaki en büyük etkense başrolde Keira Knightley'in oynamasıydı tabi ki. Aşk ve Gurur filminde olduğu gibi bu filmdeki oyunculuğunu da çok beğendim. Rolüne de çok yakışmıştı. Zaten kitabı okurken de aklımda canlandırdığım Anna, Keira Knightley'di. Keira Knightley'i bilhassa da böyle dönem filmlerine çok yakıştırıyorum. Hatta yanlış yüzyılda doğduğunu düşünüyorum artık.
Filmin konusunu bence artık bir çoğunuz biliyordur. O yüzden o kısmı atlıyorum. Zaten birazdan filmi kitabını da hesaba katarak değerlendireceğim. 

Yaprak Fırtınası | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Bu aralar neredeyse her gün bloğa yeni bir yazı yazar oldum. Hala vakit bulabiliyorken bloğumla olabildiğince ilgilenmek istiyorum sanırım. Hem bu iyi bir şey de aslında benim için. Bu yılın hedeflerinden biri olarak bloğumla ilgilenmeyi de kafama koymuştum. Aynı durum kitap okuma tempoma da yansıdı sanırım. Aman maşallah diyeyim de yine şom ağzımı açıp kendi kendime nazar değdirmeyeyim. Ama uzun zamandır bu kadar verimli kitap okuyamıyordum. Yeniden doyasıya okumak bana iyi geldi. Bu aralar Anna Karenina'yı okuyorum aslında. Bir de aralarda Çankaya'yı. Zaten Çankaya öyle oturupta bir anda bitirilebilecek bir kitap değil zaten bana göre. Anna Karenina durumuysa başka bir mevzu. Kitaba büyük hevesle başlamıştım aslında. Sevdim de sevmesine ama bir yerden sonra kitap beni boğmaya başlamadı desem yalan olur. 300 küsur sayfa okumayı başarmama rağmen, daha fazla devam etmeden nefes alma ihtiyacı hissettim. Kardeşimin kitaplarına sardım biraz. Onlar da beni kesmeyince Marquez kitaplarına gitti elim. İşte böylelikle de Yaprak Fırtınası'na başlamış bulundum.

18 Ocak 2017 Çarşamba

Sadece tek bir türden kitaplar mı okumak gerekli ?


Bu yazımda size acayip sinir olduğum bir konu hakkında dert yanmak istiyorum. Aslında bir süredir bu konuyla alakalı bir yazı yazmak aklımda olan bir şeydi. Taşan son damla bu güneymiş demek ki.
Kitapların yeri küçüklüğümden beri benim için çok özel. Bu kadar çok kitap okumadığım dönemlerde, hatta çok daha küçükken, okuma bilmediğim dönemlerde bile kitapları severmişim. Dolayısıyla, kitaplar hakkında konuşmaktan da büyük keyif alıyorum. Ve konu kitaplar oldu mu her tarzda önerilere de açığım. Aslında genel anlamda farklılıklara açık bir yapım var. Bu yüzden de o anki ruh halime, moduma göre okuyacağım kitapları seçiyorum. O an canım bir şeye sıkkınsa veya sinirliysem daha hafif, beni yormayacak kitaplar okuyorum genellikle. Ama canım daha dolu dolu, daha ağır bir şeyler okumak istediğindeyse ona göre tercihte bulunabiliyorum. Şimdi bu anlattığım şeyleri asıl konumuza bağlayacağım merak etmeyin.

17 Ocak 2017 Salı

2017 Klasik Kitap Okuma Maratonu


Herkese merhaba. Belki zaten siz de biliyorsunuzdur bu maratonu. Okuyan Muggle'ın geçen yıl başlattığı Klasik Kitap Okuma Maratonu'na bu yıl ben de katılıyorum. ( Okuyan Muggle'ın 2017 listesi için TIK TIK ) Zaten geçen yıl da maraton yazılarını severek ve açıkçası biraz da imrenerek okurdum :) 
Ve sonuçta bu yıl bu güzel maratona ben de katılmaya karar verdim. Zaten bu aralar acayip derecede klasiklere merak sardım. Bu maratonun da klasiklerden okuma anlamında bana yardımcı olacağına inanıyorum. 

Gerçekten de çok gülünce sonunda ağlar mı insan?


Sanırım hayatımda aldığım en doğru kararlardan biri de bu bloğu açmaktı. Böyle klavyenin karşısına geçip içimi dökünce, hiçbir şeyden çekinmeden düşündüklerimi dilediğimce yazınca ve en önemlisi gelen yorumları gördükçe, kendimi gerçekten çok çok ama çok iyi hissediyorum. Bu bir şeylerin boşa gitmediğini gösteriyor. Düşüncelerinin başkaları tarafından değer gördüğünü.. Bu o kadar güzel bir şey ki.. Ama yazmak istediğim konu bu değildi. Aslında ne yazacağımı da tam olarak bilmiyorum, sadece bir şeyler yazmak istiyorum. Sadece yazmak..

14 Ocak 2017 Cumartesi

Cumartesi İlk Beş #26 | Devam Etmek İstediğim Seriler


Herkese merhaba. Bu haftanın konusu devamını getirmek istediğim serilerle ilgili. Benim maymun iştahlılığım su götürmez bir gerçek. Hal böyle olunca, o seriden bu seriye atlayıp, serileri yarım bırakıyorum malesef ki. Ama yine de her zaman ki meşhur sözümü söyleyerek artık asıl konumuza geçiyorum: Geç olsun da güç olmasın.

11 Ocak 2017 Çarşamba

Idhun Günlükleri 1 - Direniş | Kitap Yorumu

Herkese merhaba. :)
Bu aralar eski okuma tempoma kavuşma yolunda baya istikrarlı yol alıyorum gibi. Aman maşallah diyelim de nazar değmesin. Böyle dolu dolu kitap okumayı cidden çok özlemişim. Bugün de kar tatili dolayısıyla okula gitmemiştim. İnanabiliyor musunuz, İzmir'de kar tatili? Valla görülmüş, duyulmuş şey değil ama tatilin her türlüsü güzeldir sonuçta. :)
Tatilden istifade ben de kitabımı bitirdim. Aslına bakarsanız, çok da memnun bir şekilde bitirmedim ben Idhun Günlükleri'ni. Çok daha büyük beklentilerle başlamıştım oysa kitaba ama düpedüz bir çocuk kitabıyla karşılaştım. Hayır yani, ben çocuk kitaplarını okumayı da çok severim. Belki artık bunu siz de biliyorsunuzdur ama bu kitabı bu şekilde hayal etmemiştim. Yani şöyle dolu dolu, soluksuz okuyacağım ve ardı gelmeyecek diye isyan edeceğim bir epik fantastik okumayı ummuştum. Ama hayaller, hayatlar işte. Ne yaparsınız?

10 Ocak 2017 Salı

Kehribardaki Yusufçuk | Kitap Yorumu

Karlı ve soğuk bir günden herkese merhaba.:)
Böyle bir giriş yapmak benim için de bir ilk aslında. İzmir'in soğuğuna son yıllardan biraz biraz alışkın olsam da, kar yağması beni hala daha garip hissettiriyor. Sanki gökten pamuk yağıyormuş gibi. Sanki kar küresinin içindeymişim gibi. Tuhaf ama güzel bir his bu. Tabi yolların kayganlığını ve soğuğu hesaba katmazsak. 
En çok da böyle havalarda kitap okuyasım geliyor benim de. Kış günlerinde kitap okumanın tadı başka oluyor bence. Al bir eline kahveni, diğerine de kitabını, kurul yatağına, koltuğuna oh mis. Var mı senden daha rahatı? Valla benden daha rahatı olmuyor o zaman. :)
İşte yine soğukların hüküm sürdüğü geçtiğimiz hafta sonu aldım elime kitabımı başladım okumaya. Ama ne okumak. Sanki sınavlarım yüzünden okuyamadığım bütün o günlerin acısını çıkarırcasına. Yatıyorum Jamie, kalkıyorum Jamie. Hayır bir de bir özlemişim ki anlatamam yani. Kitabın bütün o büyülü atmosferi beni sardı sarmaladı. Tabi bir de Jamie faktörü var ama konumuz şimdilik bu değil. 

7 Ocak 2017 Cumartesi

Farklı Bir Etkinlik: Marry - Kiss - Cliff


Herkese merhaba. Vakti zamanında bu konuyla ilgili youtube'de az video izlememiştim. O zamanlardan bu yana benim de içimde ukte kalmış demek ki. Bu haftanın konusu başlıktan da anlaşıldığı üzere 'evlen-öp-uçurumdan at!
Yani kurayla 3 kitap karakteri seçeceğim ve onları bu 3 seçenekten biriyle tercih edeceğim. Sevdiğim 3 karakterin art arda gelmemesini umarak yazıma başlıyorum.

Cumartesi İlk Beş #25 | Uzun Süredir Okunmayı Bekleyen Kitaplarım


Yeni yılın ilk yazısıyla herkese merhaba. Yeni yıla milletçe pek de güzel bir başlangıç yapmadık malesef. Bu durum hakkında söylenecek kelimelerim de tükendi. Ama bu konulara girmek istemiyorum. Terör saldırılarında ölenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Bu haftanın konusu, kitaplığımda uzun süredir okunmayı bekleyen kitaplarla ilgili. Ama şunu belirtmekte de fayda var ki, çünkü benden beklenmeyecek bir başarı bu, uzun zamandır kitap alışverişi yapmıyorum. İnanabiliyor musunuz, ben aylardır kitap almıyorum. Gerçekten de ilginç bir durum.
Ama bununla paralel olarak kitap da okuyamıyorum, orası ayrı konu. Neyse, ben daha fazla utancımla cebelleşmeden kitaplarımıza geçelim artık.