25 Ocak 2018 Perşembe

Ben Bir Gürgen Dalıyım | Kitap Yorumu


Herkese merhaba :) Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş'tan okuduğum ilk kitap oldu. Yazarın kitaplarını okumayı bir süredir istiyordum. İşin güzel yanıysa şu ki, yaptığım son kitap alışverişinde kendim için aldığım tüm kitapları okumuş oldum Ben Bir Gürgen Dalıyım'ı da okumakla. Bu durum başıma sık gelmediğinden dolayı gerçekten sevindirici oldu benim için.


''İnsanların büyük bölümü, birçok güzelliği göremezdi.
Büyük bölümü, birçok güzelliğe dokunamazdı.
Onlar, birer uyurgezer gibi, geçip giderlerdi güzelliklerin yanından.''


Kitabın içe dokunan bir konusu var. Zaten kitabımız büyükler adına da yazılmış olan bir çocuk kitabı. Gerek resimleri gerekse genç gürgen ağacının -dolayısıyla yazarın- anlatımı çok içten ve güzeldi. İnsanların doğaya, başka canlılara, hatta kendilerine verdikleri zararın büyüklüğünü anlatıyordu genç gürgen kendi hayat hikayesiyle. İnsanların yakıp yıkmaya olan meyli, ellerindeki gücü nasıl ve nerede, hangi amaçla kullanabileceklerini karar verebilme gücünü ellerinde bulundurduklarını ama bu gücü iyi amaçlarla kullanmaktan ziyade gerekirse kör, sağır ve dilsiz olarak menfaatleri doğrultusunda kullandıklarını anlatıyordu genç gürgen. Hem de birebir yaşadıklarıyla. Özellikle de kitabın son kısmı beni çok etkiledi. Bir anda, öylece bitmişti. Üzüldüm, kızdım, ardını aradım. Ama yok. Yoktu işte devamı. Hem gerçek hayatta durum farklı mı sanki? 

Neyse, demem o ki kitabı okumanızı öneririm. Kitabın çocuk kitabı kategorisinde olmasına da takılmayın bence. Yazarın üslubu da, kitabın konusu da etkileyiciydi. 

Neyse, şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler :)



ALINTILAR


''Boş yere hayallere kapılıp şu insan denen yaratığa bel bağlamamalıydım. Çünkü, yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin bir sırdı ya da, ucu bucağı olmayan, içi pisliklerle, içi eşsiz güzelliklerle dolu, alabildiğine karanlık ve karmakarışık bir evrendi.
Öyle ki, onca kafa patlatmasına rağmen, binlerce yıldan bu yana kendisi bile çözemiyordu kendini...''


''Zaten, bir zamanlar bana ak sakallı meşenin anlattığına göre, adına savaş denen şey, yeryüzünün herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi.
Her şey gibi, o da insanda başlayıp insanda biterdi. Bu yüzden, cepheler falanca dağda ya da falanca ovada değildi. Toprağı titrete titrete yürüyen tanklar, art arda gümbürdeyen toplar ve durup dinlenmeden kurşun kusan tüfekler insanoğlunun içindeydi. Hatta, henüz icat edilmemiş silahlar da insanoğlunun içindeydi.''


''Az önce gölgemde terlerini kurutup karınlarını doyuran iki adam,şimdi hızla balta savuruyordu gövdeme.''


''Böyle ağız dolusu gülebilecekken, böyle neşeyle şakalaşabilecekken, silaha sarılıp tıpatıp kendilerine benzeyen başka insanlara kurşun sıkarak onları delik deşik edemezler, diye geçiriyordum içimden.''


"Kilit ne demektir bilir misiniz?"
"Ne demektir?"
"Ben size söyleyeyim, kilit insanın utancı demektir her şeyden önce... İnsanoğlunun nereye ulaştığının göstergesi demektir. İnsanların birbirine duydukları güvensizliğin elle tutulur halidir kilit. Birbirlerine duydukları saygının derecesidir. Bu yüzden, bir utanç belgesidir her kapıda. Hatta, her dolapta, her çekmecede, her çantada, her kasada, her kutuda... Gene de, insanların yüzü kızarmaz onu görünce.










4 yorum:

  1. Harika bir kitaptı! Hasan Ali Toptaş ile tanışmak için de çok güzel bir seçim. Ölü Zaman Gezginleri kitabını da şiddetle öneririm. Ben bayılarak okumuştum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de iyi bir başlangıç oldu :) Yazarın başka kitaplarını da okumak istiyorum. Öneri için teşekkürler :)

      Sil
  2. Son zamanlarda çok sık görüyorum kitabı. Merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok sık görmeye başlamıştım. Herkes beğendiğine göre vardır bir hikmeti diyerek yazarın kitaplarını okumaya bu kitapla başladım ben de :)

      Sil