13 Ocak 2018 Cumartesi

Koku | Kitap Yorumu


Herkese merhaba :) Koku kitaplığımda uzun zamandır okunmayı bekleyen kitaplardan biriydi. Ne ilginçtir ki, yine uzun zamandır kitabı okumayı istememe rağmen araya hep başka kitaplar girmiş. Ama gecikmeli de olsa, kitabı okuduğum için halimden hoşnutum.


 ''On sekizinci yüzyılda Fransa’da, dahi ve iğrenç kişiler yönünden hiç de yoksul olmayan bu dönemin en dahi ve iğrenç kişilerden biri sayılması gereken bir adam yaşadı. Burada onun hikayesi anlatılacak. Adı Jean Baptiste Grenouille; eğer bu ad, de Sade,Saint-Just,Fouche,Bonaparte vb. mendebur dahi adlarının tersine bugün unutulmuşsa,  bu kesinlikle Grenouille' un kendini beğenmişlik, insan saymazlık, ahlaksızlık, kısacası  Allahsızlık bakımından ünlü ve karanlık adamlarla boy ölçüşemeyeceğinden değil, dehası ve tek hırsı tarihte iz bırakmamış bir alanla kısıtlı kaldığı içindir: o, varla yok arası kokular dünyası.''


Aslında yukarıdaki alıntı kitabı çok güzel özetliyor. Ama birkaç cümle daha ekleyebilirim kitabın içeriğiyle ilgili. Kitap Grenouille isimli insani duygulardan tamamiyle uzak bir katilin, kendi kokusuzluğunu gizlemek adına mükkemmel kokuyu elde etmeye çalışmasını konu ediniyor genel olarak. Özellikle de sonlara doğru gerçekten midem bulandı ki kitap okurken bu hissi sık yaşamam. 

Yer yer değişik duygular hissettirse de kitabı gerçekten sevdim. Anlatımının masalsı olmasının yanında, gerçekten kan dondurucu bir konusu vardı bence. Aslında bahsettiğim kan donduruculuğu Grenouille'nin sadist eylemlerinden ziyade insanların ikiyüzlülüğünü okurken hissettim. Aslında Grenouille'nin eylemlerini tasarlamasındaki ana etken de buydu bence. Yani insanların ikiyüzlülüğü ve açgözlülüğünden duyduğu tiksinti. Ama yine de bu durum sadist olduğu gerçeğini değiştirmiyor.



Eğer kitabı okumak aklınızdaysa mutlaka bir şans vermelisiniz. Hem dili, hem de konusu itibariyle ilgi çekici bir kitaptı benim için.
Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı güzel günler :)


ALINTILAR

“Bugüne kadar hep, büzülüp uzaklaşması gereken şeyin genel olarak dünya olduğunu sanmıştı. Oysa dünya değildi, insanlardı. Öyle görünüyordu ki dünyada, insanları boşalmış bir dünyada pekala yaşanabilirdi.”


“Denizin kokusu öyle hoşuna gitti ki, onu günün birinde saf ve katışıksız olarak ve içinde boğulabileceği kadar çok ele geçirmeyi diledi.”


“Kendi berbat huzursuzluklarını, kendi doyumsuzluklarından duydukları tadı, dünyada hiçbir nimetle yetinemeyişlerinin verdiği zevki, kısacası: Kafalarındaki uçsuz bucaksız kargaşayı bütün topluma yaymayı gerçekten başardılar!”


“Grenouille, gülümseyen insanlardan bakıp öğrendiği gibi, ağzını hafifçe yaydı…”


''Ayrıca, yorgunluğuna karşın uyanık kalıp beklemek zor gelmiyordu. Bu bekleyişi seviyordu. Öbür yirmi dört kızda da sevmişti, çünkü belirsiz bir bekleyip durma değildi, özlemle bir şeyin gelivermesini bekleme de değildi, eşlik edici, anlamlı, etkin denebilecek bir beklemeydi. Bir etkinlik oluyordu bu bekleme sırasında. Aslolan şeyin etkinliği.''








6 yorum:

  1. Konusu sıra dışıymış gerçekten. :)
    Kitap okurken benim de genelde midem bulanmaz, bu yüzden yorumun kitabı daha da merak etmeme yol açtı. :)
    Yorumuna sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ara okumalısın bence. Teşekkürler yorumun için :)

      Sil
  2. Filmini hayran kalarak izlemiştim. O günlerden beri kitabı da okuma listemde. okumak için sabırsızlanıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ben de dün akşam filmini izleyecektim ama filme dair yorumlardan dolayı izlemedim. Yani o an izlemek istemedim. Kötü olduğunu söylememiş kimse ama kitapta da bazı sahneler hoş değildi. Ama yakın zamanda izlemek istiyorum :)

      Sil
  3. Filmide çok çarpıcıydı kitabını okumadım ama eminim oda öyledir.Kapağı da ayrı bir güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında kitapta beni çeken şey de kapağı olmuştu. Hatta kitabı aldığımda konusunu bile bilmiyordum ^^

      Sil