23 Ocak 2018 Salı

Küçük Bir Kesit #3


''Hayır, hayır, hayır, hayır. İstemiyorum artık. Anlıyor musun? İS-TE-Mİ-YOR-UM!''

Genç kız gözlerini sımsıkı kapatarak içindekileri adeta haykırıyordu. 

''Artık hiçbir şey görmek de, duymak da istemiyorum. Seni de istemiyorum. Konuşmak da istemiyorum. Anlıyor musun? Kelimelerim tükendi artık. Tükendi, tükendim anlıyor musun?''

Genç adam kollarını genç kıza açmasaydı, genç kızın başı sert bir şekilde yere çarpacaktı muhtemelen. 

''Bırak beni.''

...

Genç adam onu bırakmak yerine ona daha da sıkı sarılmıştı şimdi.

''BIRAK BENİ!''

...

''Neden böyle yapıyorsun? Neden beni bırakmıyorsun?''

Genç kızın cılız yumrukları genç adamın göğsüne ritmik bir şekilde iniyordu. Ama genç adamın canını yakan şey bu değildi. Asıl genç kızın gözyaşları içini acıtıyordu. Belki genç kızı kızdıracaktı ama bir anda genç kızın gözyaşlarını silerken buldu kendini. Elinden gelse ona en güzel sözcükleri söylerdi. Ne isterse söylerdi ona. Ama elinden gelen tek şey buydu işte. Söylemek istediklerini genç kızın anlamasını umdu.

Genç kız, genç adamı anladı da. Ama numara yapmak konusunda üstüne yoktu. Bunca zaman genç adam nasıl da kanmıştı ona. Onun tüm o kayıtsızlıklarına, tüm neşesine. Ama şimdi, şimdi işte buradaydı. Artık resmen tanışıyorlardı. Kendini tanıtmak genç kızın huyu değildi. O hep, hep saklanırdı gülücüklerinin arkasına. Ama artık gülücükleri onu saklamak için birkaç boy küçük geliyordu. O da diretmiyordu. Son zamanlarda sadece kaçıyordu, kaçıyordu ve kaçıyordu. Ama işte, genç adam onu yakalamıştı. Hem de çok fena yakalanmıştı.

Genç kız artık bağırmayı da, genç adamı yumruklamayı da bırakmıştı. Etrafta yalnızca üç şey vardı şimdi. Genç adam, kendisi ve sessizlik.

Genç adamın sessizliğini seviyordu. Kulağını genç adamın göğsüne dayadı. Şimdi onlar sessizce konuşuyorlardı işte. Zamanı durduramaz mıydı? Birine kendini gösterebilmek için bunca yıl beklemişti. Şimdi, şimdi onu nasıl bırakacaktı?

...






Öncelikle hepinize yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Bir önceki yazımdaki kafa karışıklığımdan bahsediyorum. Yorumlarınıza cevap yazmadım ama hepsini okudum. Hem de birkaç kez. Bir süre cevap da yazamayacağım muhtemelen. Şu anda çok yorgunum gerçekten. Benim için kötü bir gündü. Genç adam ve genç kız bu yüzden ilhamım oldular ya. Onlarla ilgili, onların üstünden bir şeyler yazmak en az şiir yazmak kadar rahatlatıyor beni. Başım çatlayacak gibi. 
Neyse, şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler dilerim :)




8 yorum:

  1. Duygularının hikayeye yansıdığı çok belli zaten:)dokunaklı olmuş:))emeğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten hissetmeden bir şeyler yazılabilir mi ki? :) Teşekkür ederim yorumunuz için, beğenmenize sevindim :)

      Sil
  2. Ağlayanın bir Gülen'in beş derdi vardır derler. Gülücükler in ardına saklananlara bazen onlar yetersiz gelebilir. Yüreğindekileri çok güzel yansıtmışsın satırlara...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumunuz için :) Aslında aklımda bir kurgu vardı ama onu yazıya dökmek için gereken zaman ve cesaretim yok şu sıralar. Gereken cesaret ve zamanı bulduğumda aklımdaki karakter ve kurgu aynı kalmayabilir tabi. O yüzden kendimi kötü hissettiğimde parça parça bir şeyler yazıyorum. Aslında yayınlamayabilirim de ama duramıyorum, öyle eksik kalıyor nedense. Tekrardan teşekkürler :)

      Sil
  3. Çok güzel olmuş eline sağlık ☺😊

    YanıtlaSil
  4. Bence bu hikayenin adı "duyguların yansıması" olmalı. Okurken yaşıyor insan adeta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç öyle düşünmemiştim ama neden olmasın :) Ayrıca beğendiyseniz ne mutlu. Yorum için teşekkür ederim :)

      Sil