27 Ocak 2018 Cumartesi

Küçük Bir Kesit #4


''Beni görmezden gelemeye devam mı edeceksin?

...

''Peki öyle olsun bakalım?''

...

...


Genç adam, genç kızı saatlerdir görmezden geliyordu. Sabah gözünü genç kızın üstüne basa basa neredeyse bozacağı zilinin sesiyle açmıştı. Ne yaparsa yapsın genç kız peşini bırakmamıştı. Sanırım geçtiğimiz günlerde ona fazla yüz vermişti. Genç adam, genç kızı bir türlü anlayamıyordu. Hem onu bu denli görmezden gelen birinin peşinde niçin dolanırdı ki insan? 

Şimdiyse genç kızı galiba küstürmüştü. Ama yine de yanı başından ayrılmıyordu hala. Ellerini birbirine kavuşturmuş, suratını asmış öylece oturuyordu yanında. Bakışlarıysa tek bir noktaya kilitlenmişti. Sonunda genç adam da bu durumdan sıkılmıştı.

Genç adam, genç kızın omzunu hafifçe dürterek elindeki kağıdı ona gösterdi. Genç kız istifini hiç bozmadan bakışlarını kağıt parçasına çevirdi.

''Ne mi istiyorum? Ne mi istiyorum?''

...

Genç adamın yüzündeki düz ifade genç kızı daha da sinirlendirmişti.

''Yüzündeki şu sinir bozucu ifadeyi silmeni belki? Olamaz mı? Bence işe küçük adımlarla başlamakta fayda var.'' 

Genç adam şaşkın bir şekilde kaşlarını kaldırmıştı. Genç kız dayanamadı, elleriyle genç adamın dudak kenarlarını yukarı kıvırdı. 

''Hımmm, işte böylesi daha güzel oldu.''

Genç adam kaşlarını çatmakla gülmek arasında bocalıyordu. Ama genç kızın kahkahaları daha baskın çıktı. O da gülmeye başladı. Şimdi ikisi de birbirlerine dönük oturuyorlardı.

''Hadi bir oyun oynayalım.''

...

''Ne var sanki? Bana niye öyle bakıyorsun ki? Sen hiç oyun oynamadın mı hayatında? Hem parktayız baksana. Güneş tepemizde, kuşlar cıvıldıyor. Çocuklar, hatta kedilerle köpekler bile oyun oynuyor. Senin dışında herkes neşeli.''

...

''Tamam tamam artık sen de neşelisin. Oldu mu? Ama benim sayemde kabul et.''

Genç adam, genç kızın rahatlığına hala alışamasa da gülümseyerek başını iki yana salladı. Sonra da genç kıza soran gözlerle baktı.

''Ne oynayacağımızı ben de bilmiyorum. Sanırım salıncakta sallanmak için etraf fazla kalabalık. İnsanlar kazık kadar olduğumuz için salıncakta sallanırken garipseyebilir. Hem zaten insanlar her şeyi bozar. O yüzden başka bir şey yapalım.''

...

''Hımm, mesela hayal kuralım. Hayal kurmak için ideal bir gün bence. Sen hiç hayal kurar mısın?''

...

''Yapma, yoksa hayal kurmayı da mı bilmiyorsun?''

Genç adamın yüzündeki yumuşak ifade yine sertleşmeye başlamıştı.

''Peki, biliyorsan o zaman kanıtla.''

Genç adam ellerini iki yana açarak meydan okuyan gözlerle genç kıza baktı. Genç kız amacına ulaşmış, genç adamın ilgi odağına yerleşmeyi sonunda başarmıştı. O yüzden de halinden oldukça hoşnut ve zaferinden gururluydu.

''Hayal kurmak çok ciddi bir iştir beyefendi. Kazık kadar olduğunuzda salıncağa binmeniz zorlaşabilir bu doğru. Çünkü insanlar gördükleri mutlulukları bir mumu söndürür gibi söndürüverirler laflarıyla. En olmadı bakışlarıyla. Ama hayal kurmak öyle mi? Onu sadece sen görürsün. Sadece sen bilirsin. Başkası göremediği için senin dışında kimse hayallerini yok edemez.''

...

Bu sefer genç adam gerçekten şaşkındı. Genç kız ilgisini çekmeyi başarmıştı. Ancak genç adam, genç kızı bir türlü çözemiyordu. Genç kız da durumun farkındaydı ve bunun tadını çıkarıyordu. En sonunda kocaman bir kahkaha attı. Bu kahkahası yoldan geçenlerin bakışlarını üstüne çekmesine yol açtı. Genç adam yerinde hafifçe büzülse de, genç kız oralı bile olmadı. Hatta genç adamın bu hallerine daha da çok gülmeye başladı.

''Ne var, ne oldu? Nereye gitti o dediğim dedik tavırlar?'' 

Genç adam, genç kıza kızmak istiyordu ama genç kızın gülüşü buna engel oluyordu. Ona kızamıyordu. Sonunda o da gülmeye başladı.

''Ha şöyle. Eğer birileri seni garipseyecekse yanındaki kişiyle beraber güldüğün, eğlendiğin için garipsesin. Hem kime ne zararımız var? Bak gittiler bile. Hem biz hayal kuracaktık. Bak şimdi anlatıyorum. Hayal kurmak aslında çok incelikli bir iştir.''

...

''Bakma bana öyle. Doğru söylüyorum. Her şeyi adım adım uygulamak gerekir. Önce, derin bir nefes alıyoruz.''

Genç kız derin bir nefes alıp aldığı nefesi aniden bıraktı. 

''Hadisene ne bekliyorsun ama? Ciğerlerimin patlamasını, sonra da ölmemi mi? Benden kurtulmak için daha çok çabalamalısın.'' 

Genç kız, genç adama göz kırparak yeniden derin bir nefes aldı. Genç adam olanlara bir anlam veremese de önündeki en iyi seçeneğin genç kızın garipliklerine uymak olduğunu düşünerek o da derin bir nefes aldı.

''Şimdi, başını gökyüzüne kaldır ve gözlerini kapat. Çabuk ol ama.''

...

''Şimdi dilediğin her şeyi hayal edebilirsin.''

...

''Nasıl ama?''

Genç adam gözlerini açarak defterini eline aldı. Genç kıza hayal kurmanın daha mantıklı yolları olduğunu da yazacaktı ki öylece kaldı. Genç kızı ilk kez böyle durgun görüyordu. Yüzündeki gülümseme alaycılıktan ziyade huzurla doluydu. 

''Nasıl? Çok güzel değil mi? Rüzgar da tam kıvamında..''

Genç kız konuşmaya devam ediyordu ama genç adam onu dinlemiyordu. Tam şu anda onun fotoğrafını çekmek istiyordu ama bu garip kaçardı. O yüzden hiçbir şey yapmadan sadece onu seyrekoyuldu.

Genç kız bir anda gözlerini açarak genç adama döndü. 

''Nasıldı? Çok güzel değil mi?''

Genç adam bir an için ne yapacağını bilemese de. Hiç bozuntuya vermeden genç kıza gülümsedi ve elindeki kağıda iki kelime yazdı.

Çok güzel.




Daha sonrası, daha öncesi de var tabi. Ama aklımda buğulu buğulu hepsi. Hani elimiz kaşındığında para gelecek derler ya, işte aynen o hesap beynim de karıncalar vardı sanki bugün. Böyle söyleyince de içim bir tuhaf oldu ama anladınız siz? :)  Yani bir şeyler yazmak istiyordum sabahtan beri. Aklımda da bir şeyler vardı tabi ama dedim ya, buğuluydu hepsi. Bugün yine sabahın kör vakti kalkıp hazırlanıp deneme sınavına gittim. Bu soğuklarda, özellikle de evin sıcaklığında dışarıdaki ürkütücü rüzgar sesini duyarak hazırlanmak gerçekten zulümdü. Ama işin garibi, dışarı çıkınca alışıyorsunuz da. Tabi yine de sıcaklığı tercih ederim. Bence hep baharı yaşamalıyız. Çok sıcakları da sevmiyorum çünkü. Ben de her şeye burun kıvırıyorum ama öyle değil mi sizce de?

Bugün bir de Gotik Edebiyat Okuma Kulübü için Otranto Şatosu'nu sordum gittiğim yerdeki birkaç sahafa ama yokmuş. Sırf o kitap için hususi olarak başka bir yere gitmeyi de düşündüm ama ne yalan söyleyeyim yol gözümde büyüdü. Yarın falan dışarı çıkarsam ve kitabı bulursam ben de alıp okumak istiyorum ya bakalım.

Neyse, genç kız ve genç adamın macerası devam ediyor ve muhtemelen edecek. Çünkü onlar hakkında bir şeyler kurgulamak eğlenceli. Umarım size karışık gelmiyordur. Onlar hakkında yazdığım yazılar parça parça, öncesiz ve sonrasız biliyorum ama aklıma geleni yazıyorum sonuçta. Belki bir gün o parçalar yerlerine oturur belli mi olur? :)
Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)




6 yorum:

  1. hayal kurmak gerçekten ciddi iştir :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ciddi bir iştir hem de. Hem, günümüzde bu ciddi işi ciddiyetiyle anımsayan kaç kişi kaldı ki :)

      Yorumunuz için teşekkür ederim ayrıca :))

      Sil
  2. heeeey merhabaaa yaaa, bilmiyomuşum galibaaa blogunuzu sanki de miii, görüşürüz yineee, alla alla daha önce hiç karşılaşmadık herhaldeeee, maşallah çok da aktifmişsin yaaaaa, ne güzeel, blogunu çok sevenleri görmeeek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman hoşgeldiniiizzz! :) Bloğumda yeni misafirleri ağırlamak güzel :))

      Sil
    2. ya baksanaaa ne diceeem, yorum kutunda şey yok yaaa, yorumlara abone ol kutusu, yani üye olamıyoz ve gmailden göremiyoz yorum yanıtlarınıı. bunu yapmanın bir yolu var mı kii. herhalde müzik yüzünden olmalı yaa :)

      Sil
    3. Nedenini bilmiyorum ki. Ama yorum kısmında beni bilgilendir seçeneğinin olması gerekli :)

      Sil