4 Şubat 2018 Pazar

Arif V 216 | Film Yorumu (Ve Uğursuz Çorabım)


Herkese merhaba :) Geçtiğimiz günlerde kardeşimle Arif V 2016'yı izlemeye gittim. Daha doğrusu o çok ısrar ettiği için ona gittik. Benim oyum Coco'dan yanaydı oysa. Animasyon filmlerine karşı zaafım var ne yapayım? :) Bu arada filmin küfürlü olduğundan da haberdar değildim. Ama sinema salonunda kardeşimden çok daha küçük çocuklar da olunca saçma bir şekilde daha rahat hissettim kendimi nedenini bilemiyorum. Neyse, şimdi her şeyi en başından başlayarak anlatacağım. Bütün uğursuzluklarıyla.

Her şey güzel, güneşli bir sabaha uyanmamla başladı. Dediğim gibi her şey güzeldi, belki de normal bir günüm için fazla güzel. Bu da şüphe çekici olmalıydı tabii. Ama o an altında bir kötü şans aramadım haliyle. Neyse, hazırlanırken o an giyebileceğim uzun iki çorabım vardı. Çünkü hava güzel olsa da ayaklarımdan üşüyordum. Ben de 'aman batıl batıl düşünme İlkay' diyerek, giydiğim her seferinde başıma türlü şanssızlık gelen ama oldukça sevimli gözüken pembe bulutlu çorabımı giydim. Keşke o an biri beni uyarsaydı.

Neyse, sinemaya gittik ama bütün gün başıma - dolayısıyla benimle birlikte olma talihsizliğindeki kardeşimin de başına- abuk sabuk olaylar geldi. Onları şu an anlatmayacağım ama en beteri de bizim bir üst sokağımızda etraftaki üç beş insana da rezil olmamızla sonlandı. Allah'tan o insanları tanımıyorum, yoksa rezillik yani. Diğer olayları anlatmasam da bunu anlatacağım. Çünkü komik. Hala daha kendi halime gülüyorum. Şimdi bu sokakta yol çalışması varmış. Kazık yolların üstüne de asfalt dökmüşler -veya çimento- işleri bitince. Ama işçiler daha beride çalışıyor hala. Bizim geçtiğimiz yol da ıpıslak. Ben de kardeşim bir şeyler sorunca bir de uykulu olunca sersemliğime gelmiş olacak sen kurumamış çimentoya bas! Allah yani. Hadi benim sersemliğime denk geldi de, kardeşim de basmış eve girince söyledi. Ne güldüm ama :) Ama o an nasıl rezillik, arkama bakmadan uzaklaşıyorum resmen. Tepemizde balkonda konuşan iki amcaya rezil olmamızın dışında -işçiler fark etmediyse ki etmiştir, çooook üzgünüm cidden- sağ salim eve varabildik. İlk yaptığım şeyse çimento kurumadan ayakkabımı temizlemek oldu. Keza kardeşimin de.  Eve gelince türlü duygular içindeydim. Hem kendi sersemliğime kızdım, hem bir yandan güldüm, diğer yandan da adamlar orada çalışmış gittik bozduk diye üzüldüm. Bir de utanç var tabi. Ben bu duygular içindeyken kardeşim de kendi arkadaşlarının başına gelen saçmalıkları anlatıp beni güldürmeyi başardı sağolsun. Sonra da bir şeyler yazdım, kendime geldim. Bu arada her ne kadar bu yazımı göremeyecek olsalar da o çalışanlardan çok özür dilerim. Ama suçun yarısı o yolu sulayanda. Islak olunca fark edemedim işte. Olan oldu malesef.

Neyse, artık o çorabın uğursuzluğuna inanıyorum. Çünkü bu sadece yaşadığım son olaydı. Öncesi de var siz düşünün durumu yani -,- Ama bütün bu saçmalık ve rezilliklere rağmen çok eğlendiğim bir gün oldu. Tek başıma olsaydım kabus gibi geçerdi günüm muhtemelen ama insanın yanında sevdiği biri olunca olumsuzlukların gülünç yönlerini bulabiliyor insan. Eveet, uzun uzun günümü anlattığıma göre asıl konumuz olan filmimizin yorumuna gönül rahatlığıyla geçebilirim sanırım :)



Filmi çok sevdim, cidden. Bu kadar seveceğimi düşünmüyordum açıkçası. Bazı yerlerde sırıtmasa da bazı yerlerdeki küfürler söylenmek için söylenmiş gibi geldi bana. Bilemiyorum. Ama filme büyük bir emek verildiği çok belli. Bir kere oyuncu kadrosu baya genişti. Ama en çok Zeki Müren sahnelerine güldüm sanırım.  Çağlar Çorumlu'nun yaptığı o tiplemeye bayılıyorum. Amaaa şöyle bir durum var ki, artık o tipleme de sıktı beni. Çünkü son dönemde Çağlar Çorumlu oyunculuk konusunda atağa geçmiş gibi geliyor bana. Ama canlandırdığı karakterler hep benzer. Farklı tiplemelerle karşımıza çıksa daha güzel olabileceğini düşünüyorum açıkçası. Çünkü bir yerden sonra aynı şeyleri izlemek sıkıyor insanı. Tabi, bu benim kişisel görüşüm. Dediğim gibi oyunculuğunu beğeniyorum kendisinin.

Onun dışında, belki Mert Fırat hayranlığımı biliyorsunuzdur. Bu arada bu hayranlık oynadığı son diziden sonra meydana gelmedi. Onu ilk kez şiir okurken izlemiştim. Ve kendisi hayran olmaya değer bir ses tonuna sahip bence. Neyse, konumuz bu değil nasılsa. İtiraf etmek gerekirse, onun sahneleri gelene kadar onu bekledim :) Ama beklediğimi bulamadım sanki. Sadri Alışık olarak karşımıza çıktı. Olmuş mu olmuş ama bir 'waoov!' da diyemedim malesef. Yine de güzeldi. Güzeldi güzel :)



Sanırım Feri Peri'nin bloğunda görmüştüm aynı yorumu. Ama ben de dile getirmeden geçemeyeceğim cidden. Murat Arkın, gerçekten de babası Cüneyt Arkın'ın kopyası gibi. Çok benziyor.

Ozan Güven - Cem Yılmaz ikilisinin kimyaları zaten tam uygundu. Onları da bir aradaolsun, ayrı ayrı olsun her şekilde sevdim. Ama filme dair -Zeki Müren sahneleri dışında- en çok sevdiğim şeylerden biri de müzikleri oldu. Bir de 60'ların sıcaklığı. Son kısımda verilen mesajı da çok sevdim. En azından kendi anladığım mesajı diyelim. Ama ona değinmeden bir şey daha söylemek istiyorum. Bir sahnede geleceğe gidiliyordu. Bu spoiler sayılmaz herhalde, ayrıntı vermedim çünkü. İşte orada Cem Yılmaz insanlar hakkında 'daha önce de bir kabalık vardı ama bu kadar değildi' gibisinden bir şeyler söylüyordu. Sonra, filmden çıktığımızda gençten biri, gençten başka birine resmen omuz atarak geçti ve bir 'pardon' bile demedi. Sanırım filmdeki gelecek çok da uzakta değil. Filmin sonunda da aynı şeyden bahsediyordu aslında. Dünya nereye gidiyor böyle? Neyse, o konulara şimdi hiç değinmeyelim.

Bir de sinema salonundan çıkarken çok komik bir şey oldu. Bence cidden baya komikti yani. Arkamda oturan adam, ki gülmekten kırılmıştı yani. Sesi bir ara beni rahatsız bile etti. Ama filmden çıktığında 'filmi hiç sevmedim, ben zaten böyle olacağını biliyordum' dedi. Aynen böyle dedi. Ve şok oldum. Beğenmediyse neden o denli ses çıkararak tepkiler verdi ki acaba? Merak konusu.

İşte, benim günüm böyle geçti. Biraz olaylı olsa da güzeldi :) Siz filmi izlediniz mi? İzlediyseniz nasıl buldunuz? Yorum olarak bırakabilirsiniz. 

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)








6 yorum:

  1. Ben nostalji kısmı dışında filmden pek hoşlanmadım açıkçası. Ama Zeki Müren ve Ajda Pekkan'a bittim :)

    YanıtlaSil
  2. Çağlar Çorumlu'nun oyunculuğunu ben de çok seviyorum ve filmdeki en sevdiğim sahneler de Zeki Mürenli olanlardı. :)
    O pembe bulutlu çorabına haksızlık etme lütfen, uğursuzluk diye bir şey yok, bana sorarsan. :) Neyse ki kardeşin seni neşelendineşelendirmeyi başarmış. :)
    Ben de filmi genel olarak sevdim.
    Emeğine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yine de kendimi sağlama alıp bir daha giymeyeceğim, muhtemelen :))

      Sil
  3. Aksiliklere rağmen iyi ki gitmişsiniz diyelim:) Ben henüz gidemedim, bugün ya da yarın gitmeyi planlıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, iyi ki :) O zaman size de şimdiden iyi seyirler, aksiliksiz :))

      Sil