4 Şubat 2018 Pazar

Küçük Bir Kesit #7


Saçlarımda gezinen sıcak eller beni kabuslarımdan kurtarmayı başardı.

''Sakin ol canım, sakin ol ağlama. Bak buradayım işte.''

Ağladığımın farkında bile değildim. Ilık gözyaşları buz gibi tenimde soluk izler bırakıyordu. Bana uzanan bir çift sıcak eli itip elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim. Ama ben sildikçe yeni izler ekleniyordu yüzüme.

''Durduramıyorum. Sadece kısa bir süreliğine uyumuştum oysa. Dayanamıyorum.''

''Şşş! Sakin ol canım. Bak buradayım. Hem bana bir sözün vardı unutma. Sen biraz daha sabredeceksin, ben de seni dinleyeceğim. Öyle anlaşmamış mıydık?''

Öyle anlaşmıştık. Bana uzanan bir çift sıcak eli bir kez daha elimin tersiyle ittirdim ve genzimi temizleyip söze başladım. 

''Hazır mısın?'' dedim ciddiyetle.

''Hazırım.''

''Bu eski bir hikaye. Çok eski. Çok çok eski. Bir zamanlar duvarların mezar renginde olmadığı, aslında duvarların olmadığı, güneşli bir günde başladı her şey. Ama öncelikle bu hikayenin karakterlerinden bahsetmeliyim. Bu hikayenin yalnızca iki karakteri var.''

''İki mi? Uzun bir hikayeye göre çok azmış.'' dedi gülümseyerek. Bir yandan da beni ürkütmek istemediği belliydi. 

''İki ya. Bir sürü karakteri olan çok kısa pek çok hikaye biliyorum. Bu hikaye çok uzun ama çok az karakterli bir hikaye. Sadece dinle. Sen de göreceksin.''

Dudaklarını birbirine sımsıkı bastırıp kollarını kavuşturdu. Şimdi söz sadece bendeydi. Tam istediğim gibi.

''Bu hikaye genç bir kızla genç bir adam hakkında. Adam dediğime bakma, o da çok genç. İkisi de çok genç. Ama sadece görünüşleri. Onları dışarıdan izleyen gözler böyle düşünüyor. Ama ben onları gördüm biliyor musun? Onların içlerini. İkisinin de.''

''Betül! İyi hissetmiyorsan başka bir zaman da anlatabilirsin, acelemiz yok..''

''Var. Benim acelem var. Söz verdin unutma. Dinleyeceksin. Dinlemek zorundasın.''

''Dinliyorum.''

Sanki her kelime ağzımdan daha önce çıkmak istercesine beynime hücum ediyordu. Ama hissettiklerimin aksine sesim fazlasıyla sakin çıktı. Fazlasıyla sakin, dingin ve huzurlu.

.
.
.

Genç kız, elinde bavuluyla yol kenarında öylece dikiliyordu. Yanından geçen arabalar hiç yavaşlamadan yanından hızla geçip gidiyordu. Son umudu olan otostop yapma planı da böylelikle suya düşmüştü. Ama yine bir umut kolu hep havadaydı. Ama sonunda yanında bir araba durmuştuk. Siyah, eski model bir araba.

Genç kız tereddütle arabanın yanına yaklaştı. Derin bir nefes alıp arabanın camını tıklattı. Daha öncesinde yanında pek fazla araba durmamıştı. Duran arabalardaki insanlar da pek yardımsever sayılmazdı.  Hepsi de orta yaş veya yaşlılık bunalımı yaşayan kart zamparalardı. Karşısında kel, göbekli birini, belki de yine yaşlı bir zamparayı beklerken hiç ummadığı bir görüntüyle karşılaştı. Arabanın sürücüsü genç bir adamdı. Genç, üstelik yakışıklı bir adam.

‘’Şey, arabam bozuldu da acaba beni merkezi bir yere kadar götürebilir misiniz?’’ dedi sertleştirmeye çalıştığı sesiyle. Amacı kendini ağırdan satmaktı. Öyle ucuz gençlik filmlerindeki otostopçu kızlar gibi olmadığının altını çizmek istiyordu. Ama sorusuna karşılık alamadı. Genç adam sadece yan tarafındaki kapıyı açmakla yetindi. Genç kız, sürücüye öylece bakakaldı. 

‘’Şey, bavulum da var da. Acaba bagajı açabilir misiniz?’’

Genç adam, genç kıza bıkkınlıkla baktı. Ama hemen sonrasında arabadan inip kızın bagajını bizzat kendisi yerleştirdi arabaya. Hala ayakta dikilen genç kıza ön taraftaki boş koltuğu gösterdi sertçe. Genç kız bu durumdan bir şeyler anlamasa da şaşkın şaşkın arabaya bindi. Saatlerdir otostop çekmek için ayakta dikiliyordu. Tek şansını da heba edemezdi. 

Genç adamın sessizliği uzayıp gidiyordu. Madem bu kadar huysuzluk yapacaktı, genç kızı neden arabaya almıştı ki. İtiraf etmek gerekirse, genç kız genç adamdan biraz korkmuştu. Ama bu korkuyu kendine yediremeyerek genç adamı göz ucuyla süzmeye başladı. 

Göz ucuyla bile baksa gördüğü manzaradan hoşnut kaldı. Hatta gereğinden fazla hoşnut kalıp genç adamı öylece izlemeye başladı. İnce olsa da kaslı, uzun boylu bir yapıdaydı. Arabadan ilk indiğinde korkusundan pek dikkat edemese de şimdi daha kolay etkisine kapılmıştı genç adamın. Genç adamı beğeni ve ilgiyle süzmeye devam ederken bakışları bir çift iri ela göz ve çatılmış kaşlarla karşılaştı. 

Öyle afallamıştı ki bir an öylece kalakaldı. Sonrasında genzini temizledi ve söze başladı. 

‘’Ben, ben teşekkür ederim’’ dedi zar zor kekeleyerek.



Ama aldığı tek yanıt sürüp giden sessizlikti. Genç kızın şaşkınlığı aniden kesildi. Yerini içten içe bir öfkeye bıraktı. 

‘’Burası da çok sessiz değil mi sence?’’


‘’Müzik mi dinlesek ki?’’

… 

Yılmak üzereydi ama yılmayacaktı. Artık bu bir düelloydu genç kız için. ‘Bakalım el mi yaman bey mi yaman göreceğiz’ dedi içinden. Ve bir anda radyoyu açtı.

‘’Ha, iyi bari hareketli bir şeyler.’’

Ama genç adam yine olanca sessizliğiyle cevap verdi. Genç kızsa istifini hiç bozmadan omuz silkmekle yetindi.


‘’Kendimi bunun için mi yorucam ben, 
Kalbimi bunun için mi kırıcam ben!
Hım haha hımm…’’


Genç adamın bakışlarıyla karşılaşınca bir omzu havada bir omzu aşağıda öylece kalakaldı. Ve yarım bir gülümsemeyle radyoya uzanıp kanalı değiştirdi.

‘’Bak bu güzel işte.’’


‘’Unutulacaksın, unutulacaksın
Yalansa çık önlerine…
Yalansa söyle!
Dırım dırım…’’


Ama genç kız bu sefer susmadı ve şarkıyı bağıra bağıra söylemeye devam etti.


‘’Bir sevgilim olsa giderim balayına 
Oooo balayına!
Ah bide bekarsa giderim alayına
Gideriiim alayına!
Bir sevgilim..’’


Radyodan çalan şarkı aniden gelen sessizlikle bıçak gibi kesildi. 

‘’Pekiii..’’

Ama genç kızın çenesi sussa elleri durmuyor, elleri dursa ayakları hareket ediyordu. Genç adam şu baş belasını arabasına aldığı için bin pişman olmuştu. 

‘’Konuşmayı pek sevmiyorsun anlaşılan?’’


‘’Tamam anladım susuyorum bak.’’

Genç kız dudaklarını birbirine bastırıp eliyle fermuarını çekti. Genç adam derin bir nefes almakla yetinse de sabır sınırı taşmak üzereydi.

‘’Ama son bir şey..’’

Genç adam sadece sertçe baktı. Bu bile genç kız için yeterli bir cevap olmalıydı. Ama olmadı. 

‘’Medeniyete çıkmamıza daha çok var mı acaba?’’ 

Genç adam elini aşağı yukarı salladı.

‘’Anlamadım.’’

Genç adam hareketini tekrarlamakla yetindi. Ama bu sefer biraz daha sertçe.


‘’Anladım! Sesinde bir problem mi var? Geçmiş olsun. Ben de ne sanmıştım..’’


Genç kızın konuşması da gülümsemesi de yarım kaldı.

‘’Tamam sustum artık. Bak…’’ 

Az önceki gibi dudaklarının fermuarını çekse de genç adamın şu geveze kıza itimadı hiç yoktu. 

Belki on dakika belki de bir saat boyunca öylece gittiler. İkisi arasında genç kız için hiçbir fark yoktu. Uzayıp giden asfalt ve uçsuz bucaksız çayır dışında görebildiği pek bir şey de yoktu zaten. Bir de işin içine genç adamın katı sessizliği eklenince yolculuk onun için uzun veya kısa değil, yalnızca çekilmezdi. 
Ama sonunda evlerle dolu bir caddeye ulaşmışlardı. Araba aniden durunca genç kız uzun zamandan sonra ilk kez bakışlarını genç adama yöneltti. 

‘’Çok teşekkür ederim. ‘’ dedi gülümseyerek. Genç adam da kıza gülümsedi. Genç kızın aksine zoraki bir şekilde. Ama bu bile genç kıza yetti. Genç adamın yüzünde ilk kez mimiğe benzer bir ifade görmüştü.
Bu zoraki yolculuğunu daha fazla uzatmayı istemeyerek arabadan indi. Tabi genç adam da. 

‘’Tekrardan çok teşekkürler. Benim için ilginç bir yolculuktu. Hem de baya…’’


‘’Peki. Adiooss!’’

Genç adam sonunda genç kızdan kurtulmuştu derin bir nefes alıp bagajın kapağını gürültülü bir şekilde kapattı. Kapatmasıyla genç kız olduğu yerde u dönüşü yaptı.

 ‘’Benden sana küçük bir tavsiye: Daha sık gülümse!’’ 

Genç kız kısık gözleri ve kocaman gülümsemesiyle fazlasıyla şapşal gözüküyordu. Aynı şekilde aptalca cesaretiyle de. Ama genç kız gider gitmez genç adamın dudaklarına da bir gülümseme yerleşti. Belki biraz fazla erken. Çünkü genç kız vitrinin camından her şeyi görmüştü. Genç adama gülümsemek somurtmaktan daha çok yakışıyordu.






4 yorum:

  1. hüzünlü gibiyken sırıttım yaaaa :) seviyom senin yazı atmosferini :)

    YanıtlaSil
  2. bu kesitler birbirine bağlı mıııı, yoksa hepsi ayrı mııı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu arada kesitler bir bütünün parçaları olsalar da karışık olarak yayınladığım için ayrı ayrı okuyabilirsiniz. Yalnızca son yayınladığım iki kesiti bir bütün halinde okursanız daha anlamlı olacaktır. Sevgiler :)

      Sil