3 Şubat 2018 Cumartesi

Küçük Bir Kesit #5


Genç kız masanın üstündeki kitap yığınlarını hararetle toplamaya çalışırken, genç adam hayretle odayı inceliyordu. Aslında incelemesine gerek bile yoktu. Odaya adımını atar atmaz yığılı kitaplar ve buruşturulmuş kağıtlar dikkat çekiyordu. Genç adam, genç kızın genel olarak dağınık bir insan olduğunu biliyordu. Bu dağınıklık davranışlarında da vardı var olmasına ama odadaki hava çok farklıydı. Sanki işin büyüsü dağınıklıktaydı. Ona kalırsa bu oda düzenli olamazdı da. Aksi halde genç kızın odası gibi olmazdı çünkü.

Genç kız odayı toplamaya uğraşırken dağınıklığı bir köşeden başka bir köşeye taşıyordu adeta. 
''Sen otur rahatına bak, ben birazdan geliyorum'' diyerek odadan dışarı koşuşturdu genç kız. Ardından da bir dizi gürültü patırtı koptu. Genç adam, başını iki yana sallayarak ayağa kalktı. Genç kız her ne yapıyorsa işi uzun süreceğe benziyordu. Odayı incelemeye başladı. Oda tam olarak genç kızı yansıtıyordu. Her köşede ondan bir parça vardı sanki. Kitaplığa sığmayan kitaplar odanın boş kalmış her köşesine istiflenmiş yamuk bir şekil almıştı. Tek bir kitap yerinden oynatılsa bile hepsi dağılacakmış gibi gözüküyordu. Koltuğun altı buruşturulmuş kağıtlar ve müsvettelerle doluydu. Odanın havası mürekkep kokusundan ağırlaşmıştı. Tavan, boydan boya ipe dizilmiş fotoğraflarla kaplıydı. Ama her çeşit fotoğraf. Yıldızlar, bulutlar, ağaçlar, kediler, köpekler -hatta bir tırtıl- küçük bir çocuk... Akla gelebilecek pek çok şeyin fotoğrafı. İşte bu genç adam için şaşırtıcıydı. Genç kız adına yeni bir şey keşfetmişti. Genç kız her ne kadar açık biri gibi gözükse de, aslında kilitli bir kutu gibiydi. Genç adam içten içe o kutuyu açmak istiyordu. Belki de her ne kadar inkar etse de, onu her defasında genç kıza iten de bu istek ve birazcık da merakıydı.

Genç adam, genç kızın şiir yazdığını biliyordu. Duvarlarda bile kağıt parçaları asılıydı zaten. Bu oda gerçekten de garip ve ilgi çekiciydi genç adam için. Genç kız ona kendi yazdıklarını asla okumuyordu. Yanında ayırmadığı defterine her boş anında bir şeyler yazardı oysa. Ama genç adama asla okumazdı. Aslında başlarda bu durum genç adamın işine gelmişti. Genç kızla arasında bir bağ kurulsun istemiyordu. Ama her nasılsa şimdi kendini genç kızın evinde, üstelik odasında bulmuştu işte. 

Genç adam yerdeki kağıtların üzerine basmamak için onları toplamaya girişmişken genç kız içeri koşarak ve yine büyük bir hengameyle girdi. Elindeki bardağı fırlatırcasına masaya bırakıp genç adamın elindeki kağıtları hışımla aldı.

''Odamı mı karıştırıyorsun sen?''

Şu kıza iyilik de yaramıyordu. Genç adam kaşlarını öyle bir çattı ki, iki kaşının ortasında beliren derin çizgi genç kızı geri püskürtmeyi başardı. Genç adam yastıkların arasına gömülmüş keman çantasını ararken genç kız onun kollarından tuttu.

''Şey, özür dilerim. Evde başka bir insanın varlığını garipsedim sanırım.'' 

Kocaman gözleri kedi yavrularını andırıyordu. Az önce tırmaladığı kişiye masumlukla bakıyordu şimdi. Genç adam genç kızın ellerini itip, çekip gidebilirdi. Ama yapmadı. Onun yerine genç kızın getirdiği bardaktan bir yudum içti.

''Ihlamur.''

...

''Soğuk algınlığına iyi gelir.''

Genç adam gülümseyerek başını iki yana salladı.

''Bir şey değil.''

İşte genç kızla böyle rahatça konuşabiliyorlardı. 

Genç kız elindeki kağıtlarla hala ayakta öylece dikiliyordu. Bedeni burada olsa da aklı başka bir yerdeydi besbelli. Genç adam bu garip duruma son vermek için genzini temizledi. Genç kızın sessizliğine alışkın değildi. Özellikle de genç kızın evinde alışkanlıkların dışına çıkmaya hiç hazır değildi. 

Genç kız bir anda kendine gelip elindekileri zaten tıka basa dolu olan çekmeceye tıkmaya çalıştı. Bir yandan da sıkışan çekmeceyle uğraşıyordu. Elindeki kağıtlar yerlere saçıldı yine. Genç kız oflayarak kağıtları toplarken genç adam da yere çömeldi. 

''Bırak, elleme sen ben toplarım.''

Genç kız bir yandan kağıtları toplayıp bir yandan dağılan saçlarını zapt etmeye çalışıyordu. Bütün bunların yanında genç adama laf yetiştirmekten de geri kalmıyordu. Genç adam, genç kızı her zaman için tuhaf bulmuştu. Ama bugün, üstünde normal haline bile nazaran başka bir tuhaflık vardı. Sanki tedirgindi. Ama genç adam nedenini hala anlayamamıştı. Ona evine davet eden, hatta zorla getiren de kendisiydi sonuçta.

Genç adamın gözüne bir gazete küpürü ilişti. Ancak ne olduğunu anlayamadan genç kız onu da hızla kağıt yığınının arasına koydu ve bu sefer hepsini birden dağıtmadan çekmecenin içine koymayı başardı.

''Hooh! Bitti işte'' dedi gülümseyerek. Ama genç kız rol yapmayı beceremiyordu. Genç adam o kağıtların arasında görmemesi gereken bir şeyler olduğu hissine kapılmıştı. Ama pek fazla üstünde durmadı. İlk defa geldiği bir evde, üstelik henüz yeni yeni tanıdığı bir kızın evinde görmemesi gereken ne olabilirdi ki?

O da konuyu değiştirme yoluna gitti. Madem böyle ilginç bir yere, üstelik şu garip kızın evine gelmişti, onu yakından tanıyabilirdi. Hem böylece belki gerçekten arkadaş bile olabilirlerdi. 
Çayından bir yudum alıp tavandaki fotoğrafları genç kıza gösterdi. Ama genç kız anlamışa benzemiyordu. Genç adam şansını bir daha denedi. Besbelli genç kız yine başka alemlerdeydi.

''Haaa, fotoğraflar mı?''

...

''Fotoğraf çekmeyi çok severim. Önceden, bir fotoğraf makinem yokken şiir yazmaya başlamıştım zaten. O zaman gözlerimle çektiğim fotoğrafları dizeler halinde basardım. Sonra bir fotoğraf makinem oldu olmasına ama şiir yazmayı da bırakamadım işte.'' 

Genç adam şaşırmıştı. Yüzünde belli bir tebessüm oluştu. 

''Güzel şeyleri biriktirmeyi seviyorum.''

...

''Keşke güzel olan her şeyi biriktirebilsem. Keşke hepsinin fotoğrafını çekebilsem.''

...

''Biliyor musun, senin de fotoğrafını çektim.''

Genç adam az kalsın boğuluyordu. Şu manyak kız sapık çıkmıştı, al sana.

Genç kız kahkahalarla gülmeye başladı. 

''Aklımdan yani. O kadar da deli değilim.''

İşte genç adam bundan kuşkuluydu. Ama en azından içi rahatlamıştı. En azından genç kız sapık veya seri katil değildi. Belki hala biraz manyaktı. Ama bu da bir şeydir.

Genç adam, genç kızın yüzüne merakla bakmaya devam ediyordu. Genç kız da anlatmayı sürdürdü.

''İlk tanıştığımız gün. Aslında daha da öncesinde. Seni ilk kez bir radyoda dinlemiştim. Şarkı söylüyordun.''

Genç adamın yüzündeki tebessüm anında silindi. Yüzü sanki taşlaşmıştı. Ama hissettiği kızgınlık değildi. Genç kıza öfkeli veya kırgın değildi. Sadece özlemdi hissettiği. Katıksız bir özlem hissi.
Genç kız mahçupça dudaklarını ısırdı. Her pot kırışında böyle yapıyordu. 

''Ben, ben özür dilerim Ozan. Cidden çok özür dilerim. Ama... Neyse, boşver. Patavazlığım tuttu yine işte.''

Başını iki yana salladı. Sanki az önceki sevimsiz anı uzaklaştırmaya çalışıyordu. Genç adam genç kızın kollarından tutup onu sabit tutmaya çalıştı. Sonunda elleri genç kızın ellerini buldu. Devam et dercesine başını salladı. Genç kızın da içten içe istediği buydu. Bundan cesaret buldu.

''Hala şarkı söyleyebilirsin bence? Sence?''

İşte genç adam şimdi devam etmek istemiyordu. Geçmişi hakkında konuşulabilirdi -her ne kadar bundan hoşlanmasa da- ama geleceği hakkında asla. O artık sadece yaşadığı anı yaşıyordu. Ya da en azından yaşadığını sanıyordu.

Genç kız, genç adamı daha fazla zorlamak da istemiyordu. Zaten haddini fazlasıyla aştığını hissediyordu. Ama genç adam ona kızmamıştı. Bu da onlar için bir ilerleme sayılmaz mıydı? En sonunda sanki az önce hiçbir şey yaşanmamış gibi genç adama kocaman gülümsedi.

''Biraz maceraya ne dersin?''

Ama yine de asla akıllanmayacaktı.





Bu kesitleri adı gibi kesit kesit paylaşıyorum ama bütünü aklımda, en azından artık aklımda. Ama asıl hikaye bu kesitlerde gizli zaten. Belki günün birinde hepsi birleşirler :)

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)




2 yorum:

  1. Tüm kesitlerini okudum, duyguları cümlelerle çok güzel ifade etmişsin. Konular kesit kesit düştüğü için anlatım olarak bir hayli çarpıcı da olmuş.
    Sanırım, tek takıldığım şey bazı yerlerde: genç adam, genç kız kelimeleri biraz fazla geçiyor hatta bazen aynı cümle içerisinde ikisi de geçiyor. Okurken bu tür tekrarlanan kelimeler akıcılık ve dikkat konusunda okuyucuyu zorlayabiliyor.
    Bunun haricinde içerisindeki şiir ve kesitleri ben çok hoş buldum. Kesitlerin devamını bekliyorum, o zaman :)

    YanıtlaSil
  2. Aslında bahsettiğiniz konuda haklısınız. Bu kesitleri bağımsız olarak yazmayı düşünmüştüm başlarda ama sonraları onlar kendi kendilerine bütünleşti. Daha doğrusu ayrı kalmalarına gönlüm elvermedi. Şimdi aklımda bir kurgu var. Yine ansızın oluştu zaten o kurgu da. Genç adam ve genç kızın hikayesi ana kurgunun içinde anlatılan hikayeler olacak. Tabi asıl kurguyu yazıya dökmeyi başarabilirsem öyle olmasını istiyorum :) Öneri ve yorumlarınızı her zaman için bekliyorum. Sevgiler :)

    YanıtlaSil