9 Şubat 2018 Cuma

Küçük Bir Kesit #8


''Hava da serinmiş.''

...

Genç adam iç çekerek ceketini çıkarıp genç kızın omuzlarına bıraktı.

''Ama şimdi sen üşüyeceksin.''

...

Genç adam, elini boşver dercesine sallamakla yetindi. Ama üşümeye başladığı doğruydu.
 Genç kız bir anda gülmeye başladı. Genç kızın bu beklenmedik çıkışları genç adamı hala korkutuyordu. 

''Tam da film klişeleri gibi oldu.''

...

Genç kız gülmeye devam etse de genç adam bu durumdan hiçbir şey anlamamıştı. Ve kesinlikle halinden memnun değildi.
Genç kızın işaret dilini bilmemesi onun için yorucuydu. Çünkü genç kız bazen onu anlasa bile işine gelmediği için anlamamış gibi yapıyordu. Hava da iyice kararmıştı ama genç kızın bahsettiği macerayı hala yaşayamamışlardı. Genç adam bu 'maceraların' kuş uçmaz kervan geçmez bu yerde yürümekten ibaret olmasını umdu.

'' İşte geldik!''

Ama geldikleri yer ağaçlarla çevrili düzlük bir alandan ibaretti. Genç adam yüzünü buruşturdu.

''Of Ozan. Şu an tam bir muşmula suratsın.''

Şu deli kız ona muşmula mı demişti? İşte bu kadardı. Ama genç adam dönüş yolunu da bilmiyordu ki kızı şuracıkta bırakıp gitsin. O da bu saçmalıklarının sonunda korkup bedelini ödesin. Genç kız, onları buraya dolaştıra dolaştıra getirmişti. Keşke ardında izler bıraksaydı. Neme lazım, bu kızdan her şey beklenirdi.
Genç kız, genç adamın şekilden şekile giren yüzünü izlerken oldukça eğleniyordu. Ama genç kızın kahkahaları genç adamın sinirini bozmuştu. O yüzden genç kız da toparlanmaya çalıştı.

''Burada ne aradığımızı merak ediyorsun değil mi?''

...

Genç adam bıkkınlıkla başını salladı.

''Uzan!''

...

Genç adam öylece kalakalmıştı.

''Uzansana.''

...

''Merak etme namusun güvende.''

Genç kız gülse de, genç adam gülmüyordu. Ama yine de genç kızın dediğini yapıp uzandı. Zaten o an için başka çıkar yol da göremiyordu. Beraberinde genç kız da yanına uzandı.

''Üstün batmaz merak etme.''

...

Genç adamın o an için en son düşüneceği şey buydu. Ama üstünün batacağı da aklından geçmişti. Yoksa şu deli kız büyücü falan mıydı? Şimdi de genç adamı sadist eylemlerine kurban edecekti işte. Genç adam olabilecek bütün ihtimalleri kafasında kurgularken hiç beklemediği bir şey oldu. Genç kız elini kaldırıp yıldızlardan bir şekil çizdi.

''İşte macera. Şimdi yıldızlarda dans edeceğiz.''

...

Genç kız başını genç adama çevirdi. 

''Hani daha öncesinde sana hayal kurmakla ilgili bir ders vermiştim. İşte şimdi 2. kısmındayız. Gözlerini kapat. Bak işte böyle.''

Genç kız başını göğe döndürüp gözlerini kapattı.

''Şimdi de yıldızların üstünden dünyaya baktığını düşün.''

...

''Tabi, dans ettiğimizi de düşünebilirsin.''

...

''Yeryüzünde dans edebileceğimizi pek sanmıyorum. Bari gökyüzünde şansımızı deneyelim.''

Genç adam genç kıza tepki vermedi. Ama dediğini yapmakta tereddüt de etmedi.

.
.
.

Aradan kaç dakika geçtiğini ikisi de bilmiyordu. Ama gözlerini ilk açan genç kız oldu. İlk başta genç adamı uyuyor sandı. Ama genç adamın dudaklarında huzurlu bir gülümseme vardı.

Genç kız, genç adamı ilgiyle izledi. İlgi ve yüzünde bir tebessümle. Karanlıktan dolayı yüzünü belli belirsiz görse de, bu da ona yetiyordu. Huysuz olmadığı zamanlarda ne de iyi anlaşıyorlardı oysa. Ama genç adam da bir oyuncuydu. Kötü bir oyuncu.
Genç kızın gözlerinden ılık gözyaşları akıyordu. Ama onları silmedi. Genç adamın gözlerini bir süre daha açmayacağını biliyordu. O da başını göğe kaldırdı. Gözlerini kapatmadan.

''Yoldaş!''

... 

Aniden gelen ses genç adamı ürküttü. Bir an nerede olduğu şaşırsa da karşısında üzerine eğilmiş kişinin kocaman gülümsemesi onu kendine getirdi.

''Valla bir an uyuyakaldın sandım yoldaş. İtiraf et sen de sevdin şu hayal kurma işini.''

...

''Senin için bile umut varmış desene.''

Genç adam kaşlarını çatsa da genç kız haklıydı. Hayal kurma işi artık genç adamı korkutmuyordu.

''Hemen kızma ama. Eğlendin değil mi?''

...

''Gülümsedin işte. Buna içilir bak.''

Genç adamın yüzü yeniden renkten renge girip kırmızı da karar kıldı. Şimdi de sarhoş mu olacaklardı yani. Şaka gibiydi şu kız. Eşek şakası gibi.

Genç kız kahkahalarla gülüyordu yine.

''Neyli süt istersin. Çilekli, çikolatalı?''

Süt müydü yani? Süt. Bu sefer genç adam da gülmeye başladı. Hem de gerçekten, kahkahalarla gülmeye başladı. İşte şimdi genç adam ve genç kız yıldızları yeryüzüne indirmeyi başarmıştı. 




İşte böyle. Bu arada 'Küçük Bir Kesit' yazı dizisindeki istediğiniz bölümü rastgele okuyabilirsiniz. Kahramanlar ortak olsa da, olaylar arasında bağıntı yok. En azından bazıları arasında minicik bir bağıntı var diyelim. Ama bu çok da mühim değil.

Benim için gerçekten yorucu bir haftaydı. Eve gelir gelmez kelimenin tam anlamıyla sızıyorum desem yeridir. Gerçekten çok yorucu. Biz de yıldızlara mı gitsek ne yapsak? Uzaya taşınmak mantıklı gibi, ha ne dersiniz? :) 

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)




11 yorum:

  1. Genç adamın sonunda güldüğü kısım çok hoşuma gitti. ^_^
    Uzaya taşınmak hiç de fena bir fikir değil, İlkay ya da uzayı mı buraya getirsek? ;)
    Kalemine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kısım bana da sürpriz oldu desem :) Yorumun için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Çok ediyorum bu ikilinin sonunu. Çok güzel yazıyorsun, bu kesit çok güzeldi, genç adam gibi ben de gülümsedim okurken, çok çabuk okuttu kendini :)
    Bu arada mimlendin! :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok merak ediyorum* diyecektim :D Ahaha

      Sil
    2. Olsun, ben zaten nedense çok merak ediyorum diye okudum :D Bu arada tekrardan mim için çok teşekkürler :))

      Sil
  3. Çok hoş olmuş. Hayal kurmak güzeldir.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzeldir :) Yorumunuz için teşekkür ederiimm :))

      Sil
  4. Hikayene bodoslama daldım. Bölümü okuduktan sonra da diğer kısımlara baktım. İçindeki cevheri çok güzel çıkarıyorsun. Cümlelerdeki uyum olsun, farklı bir konuyu naif bir biçimde ele alışın olsun hepsi çok güzel. Devamını bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim. İlham geldiği an devamı da gelecektir :) Sevgiler :)

      Sil