4 Şubat 2018 Pazar

Küçük Bir Kesit #6


''Duyduğuma göre tedavin için doktorlara hiç yardımcı olmuyormuşsun?''

...

''Betül!''

...

''Betül böyle yaparsan, hiçbir şey söylemezsen sana yardımcı olamayız anlıyor musun? Sana yardımcı olamam.''

Sana yardımcı olamam. Sanki birilerinin yardımına ihtiyacım varmış gibi. Zaman öyle göreceli bir kavram ki, bazen benliğimi dahi şaşırtıyor. Bir an buradayız, bir an orada. Sahi, şu an ben neredeyim? Kim getirdi beni buraya? Kim giydirdi şu iğrenç yeşil paçavrayı üstüme? Sanki üstümde binlerce ton ağırlık var gibi hissediyorum. Bedenime battığını hissettiğim iğnemsi küçük ağrılar da cabası. Ama en fenası bu değil. Sanki ruhumdaki ağırlık, bedenimdeki ağırlıkla rekabet ediyor. Sanki içimden çıkıp etraftaki her şeyi yerle bir etmek istiyor. O an aslında birçok şey söylemek istiyorum. Ama içimdeki ağırlığın altından çıkıp da dilime ulaşamıyor kelimeler. Ben de dudaklarımı sımsıkı kenetleyip yatmayı sürdürüyorum. Sanki zamanın başlangıcından beri aynı konumda, buram buram hastane kokan bu odada öylece yatıyorum. 

''Betül... Yüzüme bile bakmayacak mısın?''

...

O an ona verdiğim tek şey sessizlik oldu. Çünkü artık elimde başkalarına verebileceğim pek bir şeyim kalmamıştı.  Onunla sessizlikte kalmayı ne kadar sürdürdük hatırlamıyorum. Sessizliği delip geçen yine onun sesi oldu.

''Tamam o zaman. Gidiyorum şimdilik. Ama Betül lütfen dene. Sadece dene.''

...

Sanki gücüm varmış gibi. O an ne düşünüyordum kestiremiyorum. Zaten aldığım zilyon tane ilaç cıvıklaşmış beynimi iyice sersemletmişti. 

''Dur, gitme!'' sesim bana bile yabancı gelmişti. Çatallı, boru gibi, kabalaşmış bir ses. Sahi, konuşmayalı ne kadar zaman olmuştu? Hayattan kopalı, yaşamayı bırakalı...

''Söyle canım, söyle buradayım gitmiyorum.''

Kelimeleri saklandıkları yerden çıkarmam biraz uzun sürdü ama sonunda konuşmayı başardım. 

''Bana bir şeyler okur musun?''

''Ne?''

''İlaçlar yüzünden. İlaçlar yüzünden kendimde değilim. Anlayamıyorum gördüklerimi.''

''Okurum canım ne istersen.''

''Şiir. Bana şiir okur musun?''

''Dur bekle canım.'' 

Çantasından çıkardığı defterin sayfalarını aceleyle çevirmeye başladı. Sanki fikrimi değiştirip yine kendi kabuğuma çekilmemden korkuyordu. Daha önce sayısız kere olduğu gibi.

''Ondan değil. O şiirleri dinlemek istemiyorum artık.''

Zorla yutkundu, onun da sesi çatlaktı. Sanki sesiyle beni kırabilirmiş gibi benimle büyük bir dikkatle konuşuyordu.

''Tamam canım ama ezberimde şiir yok.''

''Tamam.'' İşte bu kadardı. Ben denemiştim en azından.

''Ama dur. Sen bana bir şeyler anlatır mısın? Bir hikaye, şiir... Ne olursa. Senden bir şeyler dinlemek istiyorum. Sesini özledim.''

Bir şeyler. Sanırım bir şey değil, pek çok şey anlatabilirim. Daha doğrusu anlatabilirdim. Ama artık değil. Anlatacak neyim kaldı ki geriye? Ama yine de derin bir nefes aldım. Sesimin çatallaşmasına aldırmadan konuşmaya başladım. Konuştukça eski haline dönüyor gibiydi. Canlılığı dışında. Ölülerin öldükten sonra hala sesi olabilseydi, muhtemelen benim sesim gibi olurdu. Soğuk, çok soğuk. İlaçların bir artısı da bu. Histeri krizlerini önlüyor ama histerik düşüncelerimi değil.

''Tamam. Şiir değil ama bir hikaye. Sana bir hikaye anlatacağım. Ama bu uzun bir hikaye. Çok uzun baştan uyarayım. Bir kere dinlemeye karar verirsen sonuna kadar dinlemek zorundasın. Sonuna kadar dinleyeceksin. Söz mü?''

''Söz. Sonuna kadar dinleyeceğim.'' 

Bunları çabuk çabuk söylemişti. Üzerinde tedirginlik vardı.

''Ama sen de bana söz ver. Artık zorluk çıkarmayacaksın.''

Güldüm. Gülmek birini taklit etmeye benziyordu. Sanki yüzümdeki tebessüm bana ait değil gibiydi. Çalıntı gibi.

''Tamam, söz. Artık zorluk çıkarmayacağım.''

Sonrasındaysa başlayamadığım hikayem kapının çalınmasıyla bölündü. İçeriye giren genç hemşirem dinlemem gerektiğini, çok yorulduğumu söyleyerek tek ziyaretçimi de kapıya kışkışladı. Ama bilmiyorlardı ki beni en çok yoran şeyin yalnızlık olduğunu.

''Yarın yine geleceğim Betül. Yarın anlatırsın olur mu?''

''Olur'' dedim fısıltıyla, olur. Çünkü anlatmak zorundaydım. İçimdeki ağırlık bu turun galibiydi.




Başlarda yazdığım diğer kesitleri şu an için bloğumdan kaldırıp düzenledikten sonra paylaşmayı düşünmüştüm ama sonrasında bunu gereksiz buldum. Çünkü zaten adı üstünde bunlar kesit. Bu da taslak halinde sizinle paylaşmak istediğim bir kesit. Dediğim gibi sadece bir taslak. Ama düzenlemek için boş vakitlere ihtiyacım olacak. O boş vakitler de şu an için bana biraz uzak. Ama olsun diyelim :)

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)




2 yorum:

  1. hımm öykü kesitleri mi hayattan kesitler mi. sanırım hepsi ayrı di mi birbirinden :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayattan alınmış hayalimden beliren kesitler :) Ve evet hepsini ayrı ayrı okuyabilirsiniz. Zaten belli bir sıralamaları yok, yalnızca düzenli olması için bir yazı dizisi halinde yayınlıyorum :)

      Sil