3 Şubat 2018 Cumartesi

Uçurtmayı Vurmasınlar | Kitap Yorumu


Herkese merhaba :) Sanırım yol çalışmaları nedeniyle internetimiz yok. Bu yazıyı da sıcağı sıcağına yazıp bilgisayara kaydetmiştim. Aksi halde düşüncelerimi toparlayabileceğimi sanmıyorum. Aslına bakarsanız kendime yalnızca dopdolu geçirebileceğim, tatil yapabileceğim üç gün vermiştim. Ama hayat! İnternete düşündüğümden fazla bağlıymışım. Ne acı! Ama Kağıttan Dünyam var işte bir. Buraya bir şeyler yazmak günlük tutmak gibi. İster bir kitap, ister bir film yorumu bile olsa bir şeyler yazıp rahatlıyorum ya işte. Bir de sinemada Arif V 216’ya gittim bu süreçte. Belki onun da yorumu gelir. Gelmezse de buradan duyurayım, ben filmi çok severek izledim. Sanırım benim de favorim filmi izleyen çoğu kişi gibi Zeki Müren sahneleri oldu. Hala vizyondayken gidebilirsiniz bence. Dediğim gibi ileride yorumu da gelebilir. Şu anda hiçbir şeyi kestiremiyorum. Şu internet mevzusunu da halletmeye çalışacaklarmış. Yani umarım. Ama siz yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen. Sizinle konuşmak güzel.

Bir de geçtiğimiz ay bir sürü yayın paylaşmışım. Bu aya da gümbür gümbür girmiştim şu yazı konusunda ama olmadı işte yine aynı sebepten. Her şeyi yazıyorum biliyorum. Belki bu yılgınlık vermiştir size. Ama her şeyi yazmak istiyorum. Böyle, bekletmeden. Daha sonra yazmaya vaktim olmayacak gibi geliyor. Bir şeyleri söylerken de aynı şeyi düşünüyorum aslında. Yani sonraya bırakmamayı. Belki de sonra söyleyemem belli mi olur? Ama kötü düşünmeyelim, belki de unuturum söyleyeceğimi hani, ondan bahsediyorum ya ben. Neyse, boşverin bunları. Biz en iyisi harika bir kitap hakkında konuşalım.

Uçurtmayı Vurmasınlar, bir süredir okumayı istediğim bir kitaptı. Keza, filmini de izlemek istiyorum. İnternetim olsaydı izleyecektim de zaten. Ama bakın, lafı ben açmıyorum. Dönüp dolaşıp her şey aynı kapıya çıkıyor işte -,-

Neyse, Uçurmayı Vurmasınlar bir çocuğun kalbinden geçenleri yine bir çocuğun diliyle anlatan hem hüzünlü hem de bir o kadar masum bir kitap. Kitap insana pek çok zıt duyguyu aynı anda hissettiriyor. Kitabın her satırında içim sıcacıktı. Ama bazı anlarda buz gibi oluyordum aynı zamanda. Bir insan aynı anda hem üşüyüp hem de içten içe sıcaklığı hissedebilir mi? Bu kitabı okurken ben hissettim işte. 

Kitapta siyasi dokundurmalar da mevcuttu. Siyasetle pek ilgilenmiyorum açıkçası. Hatta hiç ilgilenmiyorum. Çünkü o konu da içimi üşütüyor. Ama bence içindeki siyasi dokundurmalar olarak nitelendirdiğim şeyler, bir anlamda insanlık dokundurmaları. İnsanlar ne ara böyle donuklaştı? Üstelik kitap 1986 yılında basılmış. Hiç mi değişmez insanoğlu? Geçmişte daha iyi olduğumuza dair bir umudum vardı. Her öğrendiğim yeni şeyde bu umudum küçücük kaldı. Sanırım cehalet gerçekten de mutlulukmuş. Ama ben böyle bir durumda mutsuzluğu yeğlerim sanırım.

Barış'ın başından geçenleri, daha doğrusu gözlemlerini muhakkak okuyun derim. Zaten kısacık bir kitap. Üstüne, mektuplardan oluştuğu için kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Yani bir oturuşta bile bitirebilirsiniz. Ama ağırlığı öyle bir oturuşta geçip gitmiyor malesef. Benden söylemesi.
Neyse, şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, musmutlu günler :)



ALINTILAR 

'''Yalanlar kendi arasında ikiye ayrılır', diyorsun bana. 'Gerekli ve gereksiz yalanlar. Bu gerekli bir yalan.''
Ama ben de kendi söylediğim yalanları gerekli buluyorum. Kızıyorsun bana: 
'Çocuklar yalan söylememeli. Onlar gerekli ve gereksiz yalanları bilemezler henüz.'
Eh ne yapalım... Ben de büyüyünce söylerim.''


'''Çerçevesiz gökyüzünü ve tel gölgesiz güneşi sizinle paylaşmak için yazıyorum.'
Bu cümlenin altını kırmızı kalemle çizmişler. 'Güneş' ve 'paylaşmak' sözcüklerinin yanına da soru işareti koymuşlar. İdaredeki bıyıklı amcalar bu sözleri anlamamışlar mı? Ben bile anladım.''


'''Bak uçurtma kaçmış!'
'Hani bakayım! Nereden kaçmış?'
'Bizim göğümüzden kaçmış. Ama sakın onu vurma!'


''Uçma zamanı gelince gitmesi gerekirmiş. Kuşlar tutsak yaşayamazlarmış. Ya çocuklar, İnci? Onlar tutsak yaşayabilirler mi?''


''Müdür öfkesinden yerinde zıplamaya başladı. Tıpkı beyaz saçlı amca gibi. O amca da kitaba kızmıştı böyle. O amca kitaptan korkmuştu; müdür de uçurtmadan korktu galiba.''


''Ama çocuklar kusura bakarlar. Kuşlar gibi. Hani taş atmıştım bir kez de küsüp kaçmıştı...
Ben şimdi kaçamıyorum İnci.
Ama büyüyünce kaçarım belki.
Hani o mavi uçurtma gibi.''









10 yorum:

  1. Filmini çok severim bir gün kitabını da okumak isterim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de filmini izlemedim ama izlemeyi istiyorum. Kitabı hüzünlü olsa da bir o kadar naif ve güzeldi :)

      Sil
  2. filmini biliyom da okumadım ama okurum yaaa. ilk paragraflar daaa aksiyon gibiii :) geçmiş olsuuun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Veee artık internetimiz var :D Teşekkürler :)

      Sil
  3. Kitabı birkaç yıl önce okumuş ve çok sevmiştim. Kısacık ama insanı etkileyin bir kitap.

    Çok yazı yazmandan ve seni çok okumaktan benim şikayetim yok. Sadece nasıl bu kadar vakit bulabiliyorsun ona şaşırıyorum. Bir de yanlış bilmiyorsam bu sene sınava hazırlanıyordun. Eğer sınav hazırlıklarını boşlamıyor aynı zamanda bloguna da yazıyorsan çok tebrik ederim. Yok sınava çalışmıyor bloga yazıyorsan ileride keşke diyebilirsin :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Boş bulduğum anlarda yazıyorum diyelim. Ama bu aralar, daha doğrusu ikinci dönem sürecinde, okumaya devam edecek olsam da yazmaya vakit bulamayabilirim. Ama olsun :)

      Sil
  4. filmi o kadar güzeldir ki , kitaba da bir gün sıra gelecek inş :)

    YanıtlaSil