6 Nisan 2018 Cuma

Kafkaokur | Nisan 2018


Herkese merhaba :) Kafkaokur kısmen de olsa yeni takip etmeye başladığım bir dergi diyebilirim. 2018 yılının başından itibaren çıkan sayılarını edindim. Hatta bir koleksiyon oluşturmayı planlıyorum. Bilmem siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ama ben bu tip belki ince -belki değil- şeylere karşı ilgiliyim. Yani manevi yönü olan şeylere karşı. Belki bugün üzerimde pek de fazla etki bırakmayan bir cümle ileride benim için daha kıymetli olabilir. Veya o an yaşadığım bir anıyı anımsayabilirim bilemiyorum işte aklınıza ne gelirse. Bunlar benim için önemli. Daha doğrusu güzel şeyler.



Dediğim gibi, Kafkaokur'un çıkacak sayılarını düzenli olarak takip etmeyi planlıyorum. İçerik olarak çeşitli ve güzel yazılar barındırıyor. Ama bunun dışında bu ayın sayısı benim için farklıydı. Çünkü dosya konusu Harry Potter serisiydi.

Harry Potter çok -gerçekten çok!- sevdiğim bir seri. Gerek kitapları, gerekse filmleriyle. Ama laf aramızda hala serinin son kitabını okumadım. Bu gidişle arkadan gelen kardeşim bana yetişecek. Hatta serinin kitaplarını ona tamamlatıp ileride bir maraton yapmak planlarım arasında :) 
Çünkü serinin kitaplarını  kütüphaneden alıp okumuştum ben.

Dergideki çizimlere bayılmamın haricinde, J.K.Rowling'in hayatına dair bilmediğim şeyleri öğrenmek de benim için güzel oldu. Ama bütün bunların yanında en çok beğendiğim şey derginin girişiydi. Daha doğrusu J.K.Rowling hakkındaki yazının giriş kısmıydı. 


''Ve biz çocukluğumuzun hayal gücünü oyunlarımızla birlikte geçmişimize gömüp bizden olmamız istenen yetişkinlere dönüşüyoruz!''


Bizden olmamız istenen yetişkinlere dönüşüyoruz. Olmayı düşlediğimiz bireylere değil. Bu ne kadar da acı! Sanırım hayalperest ruhum bunu kabullenemeyecek kadar uçarı. Ama hayat böyle sanırım. 


''Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken hayal gücü tüm dünyayı kapsar. Hayal gücü güç verir: Sizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibidir.'' 


Aslında her şeyi Albert Einstein çok güzel özetlemiş. Dünya koskocaman. Evren çok daha koskocaman. Ve sanırım tam da bu noktada anlatım bozukluğu yaptım ama sorun değil, demek istediğimi anlatabilmişsem eğer. 

J.K. Rowling de hayal gücü evreni aşan pırıl pırıl küçük bir kız çocuğuymuş. Hem zaten tüm çocuklar pırıl pırıldır. Sadece bazen üzerileri sıkıcı örtülerle örtülür, tek tip hale getirilir. Çocukları bir masaya, beklentileri de sıkıcı ve renksiz örtülere benzetirsek eğer, her şeye rağmen üzerilerine ne örtülürse, hangi desen çizilirse çizilsin temelde masanın kendisini değiştirmek zordur. Hatta imkansızdır. Ama konumuz bu değil. Konumuz 1960'lı yıllarda İngiltere'de yaşayan hayalperest bir çocuk. Ve şimdilerde hemen hemen tüm dünyanın tanıdığı hayalperest bir kadın.



Aslında Rowling'in hayatını özetlemeyeceğim. Yoksa işin sürprizi kaçar. Detayları merak edenler araştırabilir veya dergiyi alıp okuyabilir. Ama benden size küçük bir spoiler: Hayallerine inanıp onların peşinden gidenler her zaman için kazanır. 
Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın, o bahsi geçen kişilerin hayatınızda bir figürandan başka hiçbir şey olmadıklarının bilincine varıp sadece hayalinizin sesini duymalı ve onu görmelisinizdir belki de. Görmeliyizdir belki de. Zor olması imkansız olduğu anlamına gelmez.

Dergideki yazılar genel anlamda ilgimi çekse de benim için ön plana çıkan birkaç yazı daha vardı. Gürültüde Kaçmak, Yeniden, Mavi Üçleme ve Olsun isimli yazılarda altını çizdiğim yerler oldu. Bunun dışında 'Romantik Bir Şair: Jim Morrison' başlıklı biyografi de ilgimi çeken bir yazıydı.

Dergiye dair sevdiğim bir diğer şey de gördüğüm emek. Bu başka dergilerde de olabilir tabi ama Kafkaokur'u okurken farklı bir samimiyet duygusu hissediyorum. İşlerini severek yapanların emeklerinden oluşan bir dergi olduğu çok belli, bence. 
Ayrıca bu ayın ayraçlarını da çok sevdim.

Belki siz de alıp okumak, göz gezdirmek istersiniz diye derginin tanıtımını yine ay başında yapmaya çalıştım. Umarım fikir edinmenizde yararlı olabilmişimdir.

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, sihirli günler :)




10 yorum:

  1. Zaman zaman okuduğum bir dergi. Sen de çok güzel tanıtmışsın. Emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
  2. Bu sayıyı hemen alacağım. Harry Potter benim için bambaşka bir yere sahip. Açıkçası ben seriyi art arda okuyarak bitirmiştim ve sonradan eklenen Harry Potter ve Lanetli Çocuk'a başladım geçenlerde ama sonra sanki işin tadı kaçacak gibi hissederek durdum. Sanırım onların büyümesine kendimi biraz daha ikna edip devam etmeliyim. :) Ne umut verici bir yazı, kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sayıyı sevmemdeki ve okumak için sabırsız olmamdaki en etkili faktör de bu sayıda Harry Potter serisinin işlenmesiydi. Benim keyif alarak okuduğum bir sayı oldu. Umarım siz de beğenirsiniz. İyi okumalar :)

      Harry Potter ve Lanetli Çocuk'u geçtiğimiz yıl okumuştum. Her ne kadar hala daha Ölüm Yadigarları'nı okumasam da olan olaylardan haberdarım. Tabi seriyi tamamlamayı istiyorum. Belki maraton bile yapabilirim :) Lanetli Çocuk seriden bağımsız düşünülebilirse güzel bir kitap olabilir. Ama bu pek mümkün değil. Akıcı bir kitap ama sadece o kadar. Serinin geneli düşünüldüğünde benim için yavan kalmıştı. Ana seri çok daha güzel tabi ki :)

      Sil
  3. Atatürklü ayraçlar çok güzel ama keşke bu ay kapak konusuna uygun olarak Harry Potter'ın üç karakterinin ayraçlarını verselerdi. Derginin sayısına daha uygun olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Dergi bunu daha önceden de yapmıştı ama. Derginin konusuyla ayraçlar bazen bağımsız olabiliyor. Tabi uyumlu olmaları daha hoş olabilirdi :)

      Sil
  4. Bu sayısında Harry Potter'ı kullandığını bilmiyorduum, düşün dergilerden nasıl uzak kalmışım :D HP için belki alıp okurum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sayıyı sevdim ben, güzeldi :))

      Sil
  5. Çizimler gerçekten muhteşem görünüyor!
    Sevilerek yapılan işler her zaman daha profesyonelcedir, değil mi? :)
    Çok hoş bir tanıtım olmuş, emeğine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle :) Yorumun için teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil